Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

Balkan Oyunlarında Nasıl 3 üncü Olduk? (Tan)

Balkan Oyunlarında Nasıl 3 üncü Olduk? (Tan)

Tan

Yayın Tarihi: 14.10.1939

Sayfa: 4

Atina Mektubu

Balkan Oyunlarında Nasıl 3 üncü Olduk?

Atina, 9 (Hususi surette giden arkadaşımızdan)

 Dün Rumenlerle aramızda dört sayı fark olduğunu yazmıştım. Bu dört sayıyı ne ile kapatacağımızı uzun uzadıya hesap ettik. Bütün ihtimalleri aldık. Fena tesadüfleri göz önünde tuttuk. Rumenleri geçmemiz ihtimali yok değildi. Lâkin vaziyetin çok ciddi olduğu da görülüyordu. Çünkü Melih koşmak şöyle dursun, cumartesi akşamı adeta yürüyemiyordu. Şu halde 400 metrede umduğumuz 3 puanla 4s100 deki muvaffakıyete veda etmek lâzımdı.

O akşam çocuklara mutlaka pazar günü Rumenleri yeneceğimizi telkin ettik. İşi alaya vurarak kendi endişelerimizi izhar etmemeğe çalıştık. Güldük gülüştük fakat katî bir harp arifesi yaşayan ordu gibi sinirlerimiz gergin vaziyette yattık.

Pazar günü 2,30 da maraton koşucuları işe başladılar. Bizim Şevki geçen sene Belgrat’ta üçüncü olduğu için bu sene de ayni mevkii almasını ummakta idik. Romanyalıların bu yarışta Gal isminde bir kaç defa maraton kazanmış bir koşucuları vardı. Onlar koşa dursun statta müsabakalar 110 metre seçmesiyle başladı. Birinci seride koşan Vasfi tasfiyeye uğradı. Fakat ikinci seride Faik ikincilikle vaziyeti kurtardı ama finalde beşinci gelerek mevki alamadı. Rumenler de sayı alamadılar. 15,6 saniyede ihtiyar Mantikas birinci oldu.

Ondan sonra sırıkla yüksek atlama başladı. Bizim bütün hesaplarımız daima Rumen müsabıklarını arkamızda bırakmak üzerine bina edilmişti. Bu müsabakada bizim Muhittin 3,60 atlayarak üçüncülük aldı. Balkanlarda sırıkta şimdiye kadar aldığımız en iyi netice budur.

Halbuki Rumenler bunda bir şey alamadılar. Arkadan yapılan dört yüz metre düz koşu seçmesinde ilk seride Melih’in yerine koşturulması düşünülen Galib’in baldırında kan çıbanı çıktığından, Zare koştu. Ve seçmeyi kazandı. Fakat pistin münhanisini (eşyükselti eğrisi) dönerken kulvar değiştirdi diye diskalifiye ettiler. Gören de seçmeyi ikincilikle bitirdi.

Finalde bizden bir, Rumenlerden bir, Yugoslav ve Yunanlılardan iki kişi vardı.  Yarış başlar başlamaz Yunanlılar ileri atıldılar. Lâkin Gören gayet hesaplı bir koşu ile ve bilhassa münhaniyi dönerken rakiplerini geçti. Hattâ bir aralık kendisini sıkıştıran Yunanlı ile başa baş koştuktan sonra onu bir kaç metre aşmak suretiyle emin bir tarzda ve 50,8 saniyede birinci geldi. İkinci ve üçüncü Yunanlı, dördüncü Yugoslav idi. Rumenler bu işe giremediler. Böylece biz yavaş yavaş Rumenlere yaklaşmaya başladık. Onların bugün ümitleri, üç adım, maraton ve ciritte idi. Yunan diskinde Aran bize dördüncülükle bir sayı hediye etti. Lâkin bizim için günün ilk sürprizi 1500 metrede idi. Bir akşam evvel vaziyeti görüşürken Rıza Maksut’un 3000 ve 5000 deki mağlûbiyetleri üzerine maneviyatının kırık olduğunu anlamıştık. Dizinden yaralandığından da şikâyet ediyordu. 1500 metrede kazanç ihtimali yoksa girmemesini kendisine söylemeyi ve eğer isterse o zaman yarışa sokulmasını münasip gördük. Girmek istediği için bıraktık. Belki geçmişteki kayıplarını telâfi için iyi bir koşu yapar ümidinde idik. Nitekim öyle oldu. Evvelâ 1000 metre kadar başta gitti. Sonra kendisini geçtiler. Fakat 1200 üncü metrede belki de biraz erken olarak finişe başladı ve 4,6,6 dakika ile birinci gelen Yunanlı Velkopoulos ile ikinci gelen Yugoslavyalı Gorsek’in ardında 4,7,6 dakika ile üçüncü geldi. Maksut’un bize verdiği bu iki sayı iksir gibi tesir etti. Her biri anbean vaziyeti hesaplayan çocuklar canlandılar. Üç adım atlamada Yavru bir şey çıkaramadığı halde idmanı pek az olan Abdurrahman 13,71 ile dördüncü oldu. Bir sayı da o verdi. Bu müsabakada 14,24 metre ile Yunanlı Palamiotis (Palamidis) birinci ve 14,08 ile Rumen atleti ikinci geldi.

Ciritte bizim için ümit yoktu. Melih sakat idi. Diğer atıcımız ise henüz genç ve küçüktü. Bizim emelimiz Romanyalı Vamanun’un mevki alamaması idi, nitekim öyle oldu. 63,23 metre ile Yugoslav Markusic birinci geldi. İkinci Yunan, üçüncü Yugoslav, dördüncü Yunanlı idi.

Bu hâdiselerin cereyanı sırasında maraton yarışının safahatı hakkında mikrofonla malûmat verilmekteydi. Yapılan tebligattan anladık ki; 30 uncu kilometreye kadar ikinci gelmiş olan Şevki, 35 inci kilometreden evvel iki Yugoslav ile birlikte yarışı bırakmıştı. Başta iki Yunanlı ile Romanyalı Gall geliyordu. Lâkin bizim ikinci maratoncumuz Ali’den haber yoktu.

Filhal 400 metredeki zaferimizin bayrağı çekilip marşımız çalınırken tesadüf eseri olarak maraton birincisi Yunanlı Kyriakidis (Kiryakidis) stattan içeri girdi. Biraz sonra arkasından yine Yunanlı Ragazos (Ragazas) geldi. Bu çocuk İstanbul’da 5000 metreyi kazanmıştı. On, on iki dakika sonra da Gall geldi.

Günün en son müsabakası olarak yapılan 4×100 bayrak yarışında ise şimdiye kadar hiç düşmediğimiz fena bir vaziyete düştük. Çünkü bu yarışın başlıca adamı olması lâzım gelen sürat koşucusu Fikret imtihanları bahanesiyle İstanbul’da kalmıştı…  Yine takımın en mühim uzuvlarından biri olan ve bu sene 100 metrede dördüncü gelen Melih sakat idi. Takımda koşacak olan Gören o gün iki defa 400 metre koştuğundan yorgundu. Bütün bunların neticesi olarak bizim takım dördüncü oldu. Ve işin fenalığına bakın ki Rumenler de hiç umulmadığı halde ikinci geldiler.

Müsabakalar bu vaziyette iken yaptığımız hesapta üçüncü günü bizim 11 ve Rumenlerin de 8 sayı aldıkları ve bizim ceman 33, onların da 34 sayıları olduğu anlaşıldı. Bundan ne derece meyus ve münkesir (ruhen kırık) olduğumuzu izaha lüzum görmem. Eğer bu mağlûbiyet hakikî bir zaafın ifadesi olsaydı, bunu tevekkül ile kabul etmek lâzım gelirdi. Lakin neticenin sakatlanan Melih’in noksanlığından olduğunu bildiğimiz için pek müteessir idik. Günün ve Balkan oyunlarının son ve en büyük sürprizi de o sırada vukua geldi. İsmi cismi unutulmuş olan bizim maratoncu Ali akşamın loş ziyalar arasında göğsünde kırmızı ay yıldızı ve küçücük boyu ile stattan içeri girdiği zaman sayıları bizimle beraber hesap eden bütün Yunanlılar bir alkış tufanıdır kopardılar ve böylece maratonda bize dördüncü mevkii temin eden Ali aynı zamanda verdiği bir sayı ile bizi Rumenlerle sayı sayıya getirdi ve bizim üç birinciliğimiz olduğu için üçüncü olmamıza imkân verdi.

Umumî tasnifte 112 puanla Yunanlılar birinci, 60 sayı ile Yugoslavlar ikinci, 34 sayı ile Türkler üçüncü ve 34 sayı ile Rumenler dördüncü ilân edildikten sonra, Kral, sırasıyla bütün galiplere yirmiden fazla kupayı bizzat vererek şampiyonları tebrik etti.

Onuncu Balkan oyunlarının en çok sevilen ve alkışlanan iki atletinden birisi Melih idi. Çocuğa muhakkak nazar değdiği için sakatlanarak ortadan çekilince, halk, mektepliler, kızlar, çocuklar hatta yaşlıca kadınlar müsabakaların sonunda halkın diğer gözdesi 100 ve 200 metre galibi Muzafferi adeta paylaşamaz oldular. Zaten kırmızı ve utangaç olan çocuk bu yüzden büsbütün kızararak al renkteki eşofmanı ile canlı bir bayrak gibi görünüyor ve halkın muhabbetlerini topluyordu.

Gece Yunan Federasyonu iki yüz kişilik muazzam bir ziyafet verdi. Nutuklardan sonra Balkan Oyunları’nın onuncu sene-i devriyesi münasebetiyle bu oyunların tesisi ve tertibine hizmet eden emektarlara fahrî azalık ile birlikte birer şeref diploması ve birer madalya verildi. Bizim memleketten de bu oyunların tertibini ilk önce düşünenler ve kararlaştıranlar arasında nesli bulunan ve bilahare memleketinde de altıncı Balkan oyunlarını tertipte mesaisi sebkeden (gerçekleşen) ve nihayet sekiz defa Balkan Kongresi’ne iştirak etmiş olan Burhan Felek’le, Balkan Oyunları’nın Türkiye’de tertibinde çalışmış olan Tevfik Taşçı ve Vamık Gezen’e diplomalar verildiği gibi her memlekette Balkan Oyunları’na en çok iştirak etmiş atletler meyanında Semih ile Veysi’ye de ayni şekilde şeref diploma ve madalyası verildi ve Onuncu Balkan Oyunları gelecek yıl Türkiye’de yapılmak üzere kapandı.

Bu mektubumu bitirirken bu seferki mesaimizin daha iyi neticelenmesine engel olmuş olan sebepleri kaydetmek isterim.

1 — Faik, Abdurrahman, Ateş İbrahim, Yusuf, Recep ve Galib’e, vaziyetleri dolayısıyle izin alamayarak çalıştırma kampına girememiş olmaları,

2 — Melih’in sakatlanması,

3 — Rıza Maksut’un 800 ile 5000 arasında her müsabakaya girmesi.

4 — Fikret’in kampta çalıştığı halde Atina’ya gelememesi,

5 — Balkan Oyunları’na gidilmeyeceği hakkında ilk verilen karar üzerine maratoncu Şevkinin idmanlarını kesmesi,

6 — Dekatlon mütehassısı olarak henüz Almanya’dan dönmüş olan Bahriyeli Tevfik’in takıma sokulamaması,

7 — Hareketten bir hafta evvel Balkan Oyunları’na gidilmeyeceği kati olarak tebliğ edilerek atletlerin yerlerine ve memleketlerine iade edilmiş olmaları.

8 — Müsabakalardan evvel Macarlarla yapılması mukarrer beynelmilel müsabakanın yapılamaması.

Eğer bu noktalar olmasa idi:

100, 200 ve 400 metrede birinci ve ikincilik 21 sayı,

800 ve 1500 de üçüncü ve dördüncülük 6 sayı,

Dekatlonda en az ikincilik 3 sayı,

5000 ve 10000 de dördüncülük 2 sayı,

110 ve 400 maniada üçüncülük 6 sayı,

Üç adamda üçüncü ve dördüncülük üç sayı,

Sırıkta üçüncülük 2 sayı,

Serbest diskte dördüncülük 1 sayı,

Yüksekte birincilik ve dördüncülük beş sayı,

Gülle atmada ikincilik ve üçüncülük beş sayı,

Yunan diskinde üçüncülük 2 sayı,

Uzun atlamada dördüncülük 1 sayı,

Maratonda üçüncülük ve dördüncülük 3 sayı,

4×100 de, 4×400 de birincilik 8 sayı,

Balkan bayrağında ikincilik 3 sayı.

Yetmiş bir sayı ile muhakkak Yugoslavların üstüne çıkar ikinci olurduk.

Lâkin olmadı. Bu manilerden hiç birinin iktiham edilemez (üstesinden gelinebilir, aşılabilir) şeyler olduğunu hâdiseler gösterdi ama iş işten geçtikten sonra.

Şimdi bütün gayretimizi memleketimizde yapılacak olan gelecek seneki On Birinci Balkan Oyunları’na saklayıp bu söylediğim manilerin o sene de tekerrürüne meydan vermeyerek kendi topraklarımızda ve kendi halkımızın önünde Yugoslavlardan ikinciliği almalıyız. Çünkü bu sene gördük ki; bu hiç de imkânsız bir şey değildir.

B. FELEK