Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

Basketbol takımında her nedense kat’î bir disiplin temin edilememişti (Tan)

Basketbol takımında her nedense kat’î bir disiplin temin edilememişti (Tan)

Tan

Yayın Tarihi: 12.08.1936

Sayfa: 6

Berlin Olimpiyatları

Basketbol takımında her nedense kat’î bir disiplin temin edilememişti

Bugün, 8 Ağustos itibariyle, bir taraftan Grekoromenin üçüncü devre güreşleri devam edecekti. Öğleden sonra da Mısırlılarla basketbol maçı vardı.

Öğleden evvelki güreşlerde, Saim, Estonyalı ile güreşti. Saim’in esasen 3 fena sayısı vardı. Estonyalının galip güreşi önünde sayı ile mağlûp oldu ve tasfiyeye uğradı. Nuri güreştiği İsviçreliyi 10 dakikada tuşla yenerek güzel bir galebe kaydetti. Büyük Mustafa’nın talihsizliği devam ediyordu. Karşısına çıkan Letonyalıya yerde künde atarken hasmı altında dönerek Mustafa’yı tuşla ve 6 dakikada yendi. O da tasfiyeye uğradı. Öğleden sonraki güreşlerde Çoban Mehmet, Finlandiyalı Nystrom’a karşı hâkim fakat oyunsuz bir güreş yaparak sayı ile galip geldi. Bu suretle fena sayısı üç oldu.

Yaşar’a gelince; çocuğun bu güreşlerdeki muvaffakıyetini hiç de küçültmek istemeyerek yazmaya mecburum ki hakikaten bu müsabakalarda çok talihli idi. İlk güreştiği Danimarkalının kaburgaları incinerek güreşi bıraktı. İkinci devrede boş kur’a çekerek güreşsiz üçüncü devreye geçti. Üçüncü devrede biri Japon’la güreşti, tuşla yendi. Dördüncü devrede de bir İtalyan’ı tuşla yendi. Ve Yaşar şimdiye kadar pek az güreşçiye nasip olan sıfır fena puanla dördüncü devreye geçti. Bu vaziyeti, şu satırları yazdığım dakikada üçüncülük demektir. Yarınki güreşlerde çocuğa hüsnü talih temenni ederim.

Basketbol müsabakaları

Basketbol müsabaka nizamnamesi mağlûp takımları futbolde olduğu gibi hemen tasfiye etmiyor da mağlûplar arasında da bir karşılaşma yapıp o yoldan da birinciliğe doğru bir şans veriyor. İşte biz nizamın bu hükmüne uyarak bugün Mısırlılarla karşılaştık. Mısırlılar dün Peru’ya yenilmişlerdi. İkimiz de mağlûp idik. Bir Fransız hakemin idaresi altında oyun başladı ve başlar başlamaz Mısırlılar hâkim oynamaya başladılar. Daha ilk dakikada bir gol yaparak hesabı açıp birinci devre sonuna kadar 19 sayı kaydettiler. Bizimkiler birinci half- time’ın ancak sonlarına doğru kendilerini topladılar. Bir ara aramızdaki fark çoğalmıştı. Fakat ilk haftaym Mısırlılar lehine 19 – 14 bitti. İlk half-time’da zaten üç favul kaydetmiş olan Naili bir Mısırlı ile kasten çarpışarak hem onu yaraladı, çıkardı, hem de kendisi çıktı ve bunu kasten yaptığını maalesef gelip bize bir hüner yapmış gibi söyledi. Hattâ Olimpiyatlar’da mertçe müsabaka yapılacağına and içtikleri için bunun sırf bir tesadüf olduğunu söylediysem de pek de kulak asmadı. İkinci half-time’da bizimkiler daha sert ve faullü oynadılar. Bu yüzden müteaddit ceza atışlarına maruz kaldılar. Onların iddialarına göre Mısırlıların antrenörü Fransız olduğu için Fransız olan hakem Mısırlıları iltizam ediyordu (taraf tutuyordu).

İsabetli hüküm vermeyen hakemlerin hepsine böyle vicdansızlık atfetmenin ben pek leyhinde değilim. Mamafih şurayı kaydedeyim ki, bizim çocuklar faul yapmakta hiç de tereddüt etmemekte idiler. Bu suretle evvelce üç faul yapmış olan Hayri son bir faul yüzünden dışarı çıktı ve takım dört kişi kaldı. O sırada aramızdaki fark 4 sayı iken sonradan Mısırlılar bu arayı açtılar ve bizi 23 sayıya karşı 33 sayı ile yendiler. İlk beynelmilel müsabaka olması hasebiyle ben basketbol maçlarını kaybettiğimize müteessir olmadım, fakat en çok teessürümü mucip olan cihet bizim takımın hâlâ kendi kudretini iyi kavrayamayarak Mısırlılara hakemin iltizamı neticesinde yenildiğini iddia etmesidir. Halbuki daha ilk half time’da gerek pasları, gerek yer değiştirilmeleri, gerekse atışları ile Mısırlıların bizi yeneceği belli idi. Hatta neticeden bu kadar emin olduğu için olmalı ki basketbol federasyonu Reisi Süreyya, kurum kâtibi umumisi Nizamettin daha half time’dan evvel maçı terk edip jimnastik müsabakalarını seyre gittiler.

Sureti hususiyede yaptığım tahkikatta basketbolcüler üstüne kat’i bir disiplin tatbik edilemediği için daha İstanbul’dan çıkar çıkmaz takımda intizamsızlıklar olmuş, antrenörün sözünü dinlememek, nasihatlerini tutmamak ve kendisini aşağı görmek gibi yanlış hareketler müşahede edilmiştir.

Basketbol sergüzeşti de bu suretle bitmiş oldu. Şurayı ehemmiyetle kaydetmeliyim ki ben, bizim olimpiyatlarda kazanç kaydetmemizin çok uzak olduğuna inananlardan olduğum için basketboldeki mağlubiyetimizi normal buldum ve bunun aksini beklemiyordum. Ancak mütehassıs geçinenlerdir ki; bunun aksini iddia ettiler ve efkârı umumiyeyi ümide düşürdüler. Bence fena olan budur ve bu hareketlerdir ki sporun aleyhine daima menfi propagandaya yol açar. Biz kudretimiz ne ise onu açıkça söylesek de gelip burada yenilsek bugünkünden daha az acı ve şüphesiz daha centilmence olurdu.

Görülüyor ki böyle geniş ifadeli beynelmilel müsabakalar da dahil olduğu halde biz sporda kazanmayı öğrenmeden evvel kaybetmeyi öğrenmeliyiz. Çünkü kazanca evvelâ kaybetme yolundan geçilerek gidilir.

Yelkencilerin vaziyeti

Yelkenciler hakkında hâlâ kat’i ve müsbet malûmat alınamadı. Kafilede bu işle alâkadar kimse yok. Görüştüğüm bazı zevat ademi malûmat beyan ettiler. Yalnız bazı münferit tebliğ kâğıtlarından bizim gerek (Star) sınıfında gerekse Olimpiya yole denilen tekne yarışında dört müsabaka yaptığımız ve daha üçer müsabaka yapacağımız anlaşılıyor. Bunlardan Star klâsta vaziyetimiz onuncudan ilerde, diğerinde 20 inciden geridedir.

B. FELEK