Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

Biz ve onlar (Milliyet)

Biz ve onlar (Milliyet)

Milliyet

Yayın Tarihi: 18.12.1934

Sayfa: 3

FELEK

— Gezgin yazıları —

Biz ve onlar

Bir yabancı için en tabiî duygu bulunduğu yer ile kendi yurdunu mukayese etmektir… Bu ölçüleme her vakit bizim lehimize olmuyor, çünkü mukayeseye ilk uğrayan şeyler şehir işleri, mağaza vitrinleri, sanat ve zenginlik bahisleridir. Bunlarda da Paris’le olan nisbetimizi benim size anlatmama lüzum yok… Bununla beraber lehimize olan şeyler de yok değil. Meselâ şu bahşiş derdi.

Bahşiş diye bu bizim icat ettiğimiz şey Paris’in tiyatrolarında mecburî bir vergi şeklini almıştır. Bu paranın verilmesini temin eden şey var: Birisi isteyenin utanmaması, ikincisi sizin utanmanız… Yerinizi size gösteren kokona: az para verdiniz veya hiç vermediniz mi?

— Mösyö! Biz burada aylıklı değiliz! der ve yüzünüze hakkını yemişsiniz gibi bakar… Ayaktasınız, arkanızda bir takım adamlar sizin oturmanızı beklerler. Tiyatroda veya sinemada hizmetli ile atışmak muaşeret töresine uygun değildir. Onun için kadının istediğini verirsiniz. Lâkin insanın sorması gerekir:

— Be karı! Madem ki sana aylık vermiyorlar. Ne diye buraya gelip benim, ötekinin, berikinin yakasına yapışıyorsun?

Hülâsa edersek; Fransız, hele Paris’te garson, hizmetli ve uşakları bahşiş işinde dünyanın en yüzsüz adamlarıdır. Biz onlara, imkânı yok yetişemeyiz.

* * *

Yazılarımı okuyanların içinde Paris’e gitmişler çok olabilir. Bunların Folies Bergére (Foliberjer) denilen hele yabancılar için çok meşhur olan Müzikhol’ünü görmüş olmaları ihtimali de pek çoktur… Görmeyenler de bu ismi işitmişlerdir. Burası senede bir revü yapar… Milyonlar döker ve o revü bir sene sürer… Girme biletleri de bir hayli pahalıdır. Şu gecelerden birinde oraya gittim… Revü çok zengin ve güzeldi… Bu size ne anlatılır, ne de anlatılmalıdır. Lâkin o arada bazı siyasî mânalı eğlenceler gördüm… Meselâ sağ cenahı (kanadı) temsil eden Tardieu ile Radikal Sosyalistleri temsil eden Herriot’nun çehrelerine benzeyen maskeleri taşıyan iki artist ile Fransa’yı temsil eden güzel bir kızcağız şanoya çıktılar. Bu iki adam o kızı öyle hırpaladılar, öyle gülünç vaziyetlere getirdiler ki gülmemek ve zaman zaman kıza acımamak kabil değildi. Böylece Fransa’nın fırka adamları elinde nasıl hırpalandığını halka gösterdiler. Bundan başka ayrıca Bourbon Sarayı baletleri ismi altında her biri Fransız Mebusan Meclisi’nin maruf şahsiyetlerine benzeyen maskeler giymiş fraklı fakat pantolon yerine bale etekliği giymiş kızlar o kadar tuhaf danslar yaptılar ki; gülmeden katılmamak kabil değildi. Hele sonunda şu geçenlerde Doumergue Kabinesi’nden istifaya mecbur kalan meşhur şişman Adliye Nazırı (Bakanı) Cheron’un tek başına yaptığı danslar ömür şeylerdi. Şimdi şu düşüncedeyim: Acaba bir memlekette bu kadar serbestlik kârlı mıdır?.. Ve halk böyle kepaze edilen hükûmet adamlarını dinler mi?.. Amma sonra diyorum:

«Eğer bu bir hakaret olsa herifler dava ederler. Halbuki gülüp geçiyorlar. Belki kendi de gelip görüyor.,, Mesele hürriyet mefhumunun iyi kavranışında ve alay ile ciddiyeti biribirine karıştırmamaktadır. Bunu yapamıyan milletler yapanlarınki kadar bir hürriyeti hak edemezler ve isteyemezler.

* * *

Paris’te bir nevi sinema var ki, henüz bizde yok. Bu sinemalar (Aktüalite) yani (taze havadis) sinemalardır. Hiç durmadan işleyen bu sinemalara halk çok rağbet ediyor. Bizde ikinci gösteriş filmler veren sinemalardan birisi bunu bir kere denerse hiç fena olmaz… Her şeyden evvel şunu söyliyeyim ki; İstanbul’da böyle her gün filmi çekilecek bir sürü hâdiseler olur. Zaten bu filmleri sesli çekmiyorlar… Alelâde ufak Röportaj makinelerile çekiyor ve sonradan izahatını sesli olarak veriyorlar. Böylece film sesleniyor. Bizde her gün program değiştirmeğe imkân olmasa bile haftada iki defa değişebilir. Buna bir de ufacık komedi ilâve edilirse fena mı olur! Binlerce lira verip dışarıdan getirilen filmler yerine memlekette herkesin görmek isteyeceği hâdiseleri ucuzca gösteren bir sinema kâr etmez mi dersiniz?.. Birkaç salonu olan firmalar tanıyorum. Bunlardan birini neden (Aktüalite) salonu yapmazlar bilmem?

Bu sinemaların kapısında bizdeki gibi bir alay kalabalık, sinemanın, Maliyenin, Darülâcezenin memurları yoktur. Bizde sinema kapıları bir hapishane kapısı gibidir. Adamı ite kaka, biletini ve suratını tetkik ederek içeri alırlar. Sanmayın ki Fransa’da sinemalar az vergi verir. Fakat onlar vergiyi bizim gibi tahsil etmiyorlar… Bizim memlekette vergi nisbeti başka yerlere nazaran ağır olmadığı halde neden bilmem bu tahsil işinin tekniğini en iptidaî usullerden yukarı çıkaramamışız?

Okuduğum gazetenin ince harflerle basılmış bir yerinde şu ufak haber gözüme ilişti:

“915 senesinde idam edilen onbaşı falanın iadei namusu için yapılan muhakeme sonunda mahkûmiyetini mucip olan halleri bir sinir buhranı sebebile yaptığı tahakkuk ettiğinden iadei namusuna falan mahkemece karar verilmiş fakat falan filânlar hakkında ayni şekildeki iadei namus talepleri reddedilmiştir.„

19 sene evvel kurşuna dizilmiş bir askerin namusunu düşünen akrabalar ve bu gibi namus haksızlıklarını temizleyen mahkemeler var. Siz benim bu küçük görüşüm üstünde düşüne düşüne işi derinleştirebilirsiniz.

13 Birincikânun 934

B. FELEK