Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

Burhan Hocamız basın tarihimizde hep canlı kalacak

Burhan Hocamız basın tarihimizde hep canlı kalacak

Milliyet

Yayın Tarihi: 04.11.1983

Sayfa: 3

Burhan Hocamız basın tarihimizde hep canlı kalacak

HALDUN TANER

BURHAN Felek üstadımız genç yaşadı, genç öldü. Zekâsı gençti. Hafızası gençti. Bilgisi, dikkati, esprisi gençti. 93 yıl yaşamış olmanın yıpranışına karşın sanki sevimli başı bunun dışında kalmıştı. Hayatı boyunca her gün dünyaya, çevresine, güncel olaylara ilk gazetecilik yıllarındaki uyanık gözlerle baktı.

BURHAN Felek üstadımız uygarlık sembolü idi. Özenli giyinişi, olgun tevazuu, sevecen ifadesi, güngörmüş hal ve tavrıyla tam bir İstanbul beyefendisi, İstanbullunun da en halisi tam bir Üsküdar centilmeni idi. Varlıklı sayılacak bir aileden gelmesine karşın eli hep fakir fukaranın nabzından ayrılmadı. Onların derdini dert edindi. Haklarını savundu.

BURHAN Felek üstadımız medenî cesaret sahibiydi, ilk örneğini Meşrutiyet devrinde öğrenci temsilcisi olarak Babıali kapısındaki meşhur diklenişiyle verdiği bu hasletini ömrü boyu sürdürdü. Yaşlandıkça tecrübeden de gelen bir uzağı görüşle, frenklerin “esprit de critique” de dedikleri bir külyutmazlıkla hep basmakalıp telkinlere uyulan bir ortamda kendi fikrini açıklamaktan çekinmedi. Onun batmayan uyarıları nice “ben bilirimci, ben yaptım olducu” şeylere, itiraf etmeseler bile, çoğu zaman ışık tuttu. Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olarak sansüre karşı baskıya karşı, haksızlığa karşı zaman zaman yü­rekli çıkışlar yaptı.

BURHAN Felek üstadımız aydınlık bir yazardı. Duru kıvrak, akıcı bir dili vardı. Ukalalıktan, bilgiçlikten kaçar, her konuyu somuta indirir, çoğu zaman da bir nükteyle noktalardı. İkinci sayfanın sol başındaki yüzü gibi güleç güneş vurmuş bir köşe gibi sıcak sütununun bütün okuyucuları çekmesi bundandı. Her sınıf insan onun yazılarını aynı zevkle içerdi. Sadece her sınıf insanı değil, 63 yılboyu, gelmiş geçmiş dört kuşak yüzbinlerce insanı zekâsı ve kalemiyle kavrayıp sürüklemek başka türlü izah edilemezdi.

YUNUS “Ölürse ten ölür, canlar ölesi değil” lafı O’na ne kadar uyuyor. Burhan Felek üstadımız canlı bir insandı. Ölümünün ilk yıldönümünde hatırası bunun için canlı. Burhan Felek adı basın tarihimizde bir Nasreddin Hoca fıkrası, bir atasözü gibi hep canlı kalacağa benzer.