Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

Çınar ağacı! (Tan)

Çınar ağacı! (Tan)

Tan

Yayın Tarihi: 17.02.1939

Sayfa: 3

FELEK

Çınar Ağacı!

Yazan: B. FELEK

Hayatta rahat etmek, gelişmek, dal budak salmak isterseniz düşünmeye, araştırmaya ve bir takım tetkikat yapmaya lüzum yok! Tabiatten numune arayınız. Bunu da uzaklarda değil yine kendi muhit ve ikliminizde bulmaya çalışınız.

İsterseniz ben size bir numune göstereyim; Çınar ağacı.

Çınar ağacı deyince de İstanbul’un yüksek yeri Yakacık’taki çınar ağacı aklıma gelir. Ne güzeldir mübarek! Muhteşem, geniş, ferah, gövdesi kalın, kökü sağlam ve ömürlü.

— İnsan çınar olur mu ki; bana onu numune diye gösteriyorsun dayı?

Sualini tevcih etmeseniz bile içinizden geçirirsiniz.

Ha! Ey gelişmek ve rahat etmek isteyen ve bunun için tabiatte numune arayan çırak! Gerçi insan çınar olamaz ama çınara benzeyebilir.

Bir kere şu çınarı bir tetkik edelim:

Her şeyden evvel çınar ağacı yemiş vermez. Şu halde sen de yemiş ağacı olma! Zira çınar yerine en müptezel, en ağıza alınmaz bir yemiş ağacını meselâ çakal eriğini kendine numune olarak alsan kabil değil boynun bilekten fazla kalınlaşmaz. Dalın budağın her gün kırılır. Muttasıl şunun bunun taşlarına hedef olursun ve nihayet günün birinde bu uygunsuz şartlar içinde yaşayamayarak kurur gidersin.

İmdi hayatta bir çınar gibi gelişmek için çınar gibi yemiş vermez olmalı.

İkincisi; Çınar gibi sıcaktan soğuktan ürkmez olmalısın. Nasıl çınarı bir yere dikerler ve biraz sulayarak köklendirdikten sonra kapıp koyuverirlerse sen de onun gibi soğuğa sıcağa yani yaşama ve muhit şartlarının müsait olup olmamasına bakmadan olduğun yerde yapraklanmaya bakmalısın.

Üçüncüsü: Odunundan ateş yanmaz, kereste yapılmaz olmalı yani herhangi bir faaliyete enerji veya unsur verir cinsten olmamalısın.

Bak sana meşe ağacı ol demedim. Çünkü baltayı kapan duruğuna biner. Onlar keser sen sürersin, onlar keser sen sürersin, fakat günün birinde süremeyecek hale gelirsin!

Dalların kestane gibi düzgün olursa fasulye sırığı, kürek sapı yaparlar. Sakın bir baltaya sap olurum diye buna heves etme. O bahane ile seni her gün baltalarlar.

Ve eğer sevki talihle bir baltaya sap olsan da o baltanın ilk işi seni baltalamak olur.

Kavak gibi keresten yumuşak, ceviz gibi menevişli, ıhlamur gibi hafif, çam gibi çıralı olmasın.

Kavaktan kibrit çöpü, selüloz yaparlar; cevizden şuna buna koltuk, ıhlamurdan gardırop ve çamdan da çıra.

Böylece kimisi çubuğu tüttürür, kimisi kirli çamaşırı saklar, kimisi de seni cayır cayır yakar, ateşinde kuzu çevirir.

Hiç ömründe çınar kadar kalın bir yemiş ağacı, çınar gibi dal budak salmış bir meşe, bir kavak, bir ıhlamur, bir çam gördün mü? Gördünse kimseye söyleme! Kıyamet alâmetidir. Hemen tepesine üşer; icabına bakarlar.

Rahat etmek, gelişmek, hattâ sayende başkalarını barındırmak istiyorsan çınar gibi ol. Ne yemiş ver, ne odunun olsun, ne keresten. Sadece meydanları, kahve önlerini ve uzun yolları gölgelendirmek suretiyle hayatına ve vucuduna bir sebep bul. Hadi göreyim seni ey çınar ağacı namzedi!

*

Okuyucularımızdan “Feyzi Sarp” a:

— İltifatkâr mektubunuzu aldım. Gazetenin bünyesine taallûk eden mütalâalarınızı alâkadarlara bildirdim. Hakkımdaki müşahedelerinize büyük kıymet verdiğim için pek mütehassis oldum.

Hata yapmak bahsine gelince insan için bundan kaçınmak kabil mi? Nitekim buyurduğunuz gibi terkos suyunu metre murabbaı (düzey ölçülerinde kullanılan  itibari bir ölçüm)   ile satmaya kalkmışım. Onun içindir ki; suya sabuna karışmaktan içtinap ediyorum (sakınıyorum) . Saygılarımla.

B. F.