Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

Devlet adamı (Cumhuriyet)

Devlet adamı (Cumhuriyet)

Cumhuriyet

Yayın Tarihi: 26.01.1974

Sayfa: 3

Hadiseler Arasında FELEK

DEVLET ADAMI

Hele İkinci Cihan Harbi’nden (İkinci Dünya Savaşı) sonra dünyadaki müstakil devletin sayısı çok arttı.

En büyük dünya yıllıklarından biri olan Amerika’nın 1974 Dünya yıllığında 167 memleketin bayrağı var.. Demek ki, o kadar müstakil devlet var… Bunların içinde adı sık sık geçen Abu Dâbi de var mı? aramadım.. Ama devlet olmak kolay değil.. Hele istiklâl çok pahalı ve ağır bir nimet.. Onu iyi taşımak, taşırken sendelememek lâzım.. Ama her millet kendi mukadderatına hâkim olmalı kendi istediği idareyi kurmalıdır.. Arada bir de insan haklarına riayet etmelidir.. diye bağrışılır. Bu 167’nin kaç tanesinde insanların en tabii hakları teminat altındadır?.. Onu pek araştıranlarımız yoktur. İşte dünyanın en kuvvetli süper devletlerinden Rusya!.. Aydınlara, âlimlere, ediblere neler yaptıklarını, toplama kamplarında, tımarhanelerde onlara neler çektirdiklerini, Avrupa’nın hem de sol eğilimli gazetelerinde okuyoruz.. İnsanları idare etmek mümkündür. İyi idare etmek zordur. Ve ona zorla istediği şeyi kabul ettirmek mümkündür.. Fakat bir gün bunun da sonu gelir…

Şimdi size devlet idaresi bakımından alışmadığımız bir hâdiseyi anlatacağım.

İtalya’nın Torino şehrinde La Stampa adında bir büyük gazete çıkar.. İtalya’nın 3-4 büyük gazetelerinden biridir.

Bu gazeteye bir gün Roma’dan İtalyan Dışişleri Bakanlığı’ndan telefon ederler.

— Libya Büyükelçisi geldi. Devlet Başkanı aleyhinde bir yazı yazmışsınız.. Yazı işleri müdürü Levy’nin değiştirilmesini ve gazeteden uzaklaştırılmasını resmen istiyor.

Yazı işleri müdürünün böyle bir neşriyattan haberi yok.. Araştırıyorlar. Bir mizah köşesinde Albay Kaddafi’yi ima eder bir pasaj buluyorlar.. Ama hakaret falan da yok.. Hariciyeye anlatıyorlar. Hariciye de:

— Ne yapalım?.. Gazete sahibi böyle bir şeye lüzum görüyor.. cevabını veriyorlar.

Libya Sefareti tetkik ediyor. Gazetelerde, FIAT fabrikaları sahibi Mösyö Angelli’nin büyük hissesi olduğunu öğreniyor.. Ve bu sefer yazı işleri müdürü Levy’nin işinden atılmasını, aksi halde bütün Arap memleketlerinde FIAT mamûllerine boykot yapılacağını bildiriyorlar.. Tabii komünistler de dahil bütün İtalyan basını kıyamet koparıyor. Ve FIAT fabrikaları boykotun yapılmaması için elinden geleni yapıyor…

Olur mu böyle şey?.

Ama ihtilâl adamları başka, devlet adamları başka… İşte Mısır meydanda.. Cemal Abdülnâsır, bir ihtilâl adamı oldu.. Devlet adamı olamadı.. Tıpkı genç taklitçisi Kaddafi gibi şu memleketle birleşmek, bu memleketle birleşmeye kalktı. Rusya’yı Mısır’a soktu.. Ancak, şimdiki Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat, işi makul yola sokabildi ve dikkat ediniz.. Cemal Abdülnâsır’ın adını ağzına alan kalmadı..

Devlet adamı olmak, bir kere asgari bir formasyon ister.. Bu formasyon, asker olur, sivil olur, teknik olur, ilmî olur… Ama önce kâfi bir formasyon şarttır.

Fransa’da kardinaller başvekil olmuşturlar.. Ama ne kadar iyi yetişmiş adamlardır. Fransa’da mühendisler, avukatlar, askerler devlet adamı olmuşlardır. Ama ne büyük siyasî, idarî tecrübeler edindikten sonra… Halbuki, bizde hele partilerimizde bir fena meyil ve hırs var.

Her ilçe başkanı bir evvel seçtirdiği milletvekilinin veya belediye başkanının müddeti dolunca onun yerine geçmek…

— O nöbetini savdı, şimdi sıra bende…

Ama o zaman kimse siyasî tecrübe edinemez bu memlekette! Ve iyi niyetli, derin malûmatlı fakat toy, tecrübesiz, daha kabına oturmamış adamların elinde hükûmet gemisi çalkalanır durur.

Partilerin iki kuvveti vardır.. Birisi halktan aldığı oy.. Bununla iktidara gelebilir.. İkincisi;  devlet adamı ve yüksek kadro… Bununla da iktidarda kalırlar.. Bunun birisi eksik olursa iktidar aksar.. Gelse de duramaz.. Durabilse de gelemez. Onun için İngiltere parlâmentosunda 25-30 senelik milletvekilleri ve birkaç defa bakan olmuş yüzlerce insan vardır. Avrupa parlâmentolarının çoğunda böyledir. Ve onun içindir ki, meselâ Almanya’da hatta İsveç’te olduğu gibi bir sandalye farkıyla iktidara gelir ve kalırlar.. Bizde 15-20 fark bile tehlikelidir. Çünkü bir partiden 30 -40 kişinin parti idaresine kızıp ayrılması olağan şeydir; fakat siyasî terbiyeye ve politika ahlâkına aykırıdır. Arapça bir söz vardır.

Her yenide bir lezzet vardır.. der. Lezzet vardır ama o yemişe aittir.. Ve bir nevi turfandacı sloganıdır.. Devlet hep yeniler ve yeniliklerle idare edilse idi, bizzat devlet ve devletler tarihi olamazdı.

B. FELEK