Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

Devlet adamının dili (Cumhuriyet)

Devlet adamının dili (Cumhuriyet)

Cumhuriyet

Yayın Tarihi: 03.09.1951

Sayfa: 3

Hadiseler Arasında FELEK

Devlet adamının dili

Bir kritik devre geçiriyoruz. Demokrasi adını verdiğimiz bu devre memleket için -gayrimüsait (uygun olmayan) şartlar altında- bir tecrübe devresi oluyor.

Bu demokrasiden ne kâr edeceğimiz belli değil.

Bir memleket için en iyi idare şekli onun selâmetini, umranını, refahını, saadetini, halkın rahat ve hürriyetini sağlayan idaredir. Demokrasinin bize bunları sağlaması şarttır. Sağlamazsa:

— Batıda demokrasi var. Bizde de olsun! Diye ona yapışmak zararlı bir züppelik olur.

Ama demokrasi bunları temin etmez mi?

Başka yerlerde ufak tefek –bazan büyücek- mahzurları ile bunu temin ediyor. Temenni edelim ki; bizde de etsin; ama bugünkü haliyle demokrasinin bize verdiği yegâne şey birbirimizin aleyhine ağız dolusu konuşmak hürriyetidir. Bu da bizi ikiye ayırmaktadır. Mukaddesatına küfredilen, inandığı şeyi tehzil (latifeli alay etme)), terzil (itibarını kırma) edilen, haysiyeti, şerefi kırılan insanlardan beraberlik istemek gülünç olur. Demokrasi bize birbirimizi sevmek yerine, birbirimizden nefret etmek dersini veriyor. Bu vahim bir neticedir.

En sevdiğim ve beni en çok sevenlerin bana yan yan baktıklarını, hattâ görmemezlikten geldiklerini görüyorum. Bazan ben de böyle hareket ediyorum.

Görülüyor ki -sözüm ona- münevver olsun veya olmasın bizim halkımız demokraside bir karşılıklı kötüleme hürriyeti buldu.

Bunu düzeltmek kabil değil mi? Kabildir; ama her şeyden evvel bu yolu hükûmet adamlarının tutması, onların dillerini değiştirmeleri lâzımdır. Meselâ: Memlekette 8 milyon taraftarı olan bir partiye “hortlak” demek bir devlet adamına yakışmaz. Bunun kontrolü devlet adamının kendisidir. Devlet adamı demek muhalif, muvafık herkese karşı aynı mesafede duran ve devlet işini tam bir müsavat dairesinde (eşitlik çerçevesi) yürüten kimse demektir. Memleket nüfusunun büyük bir kısmına alenen husumet ilân eden adam devlet adamı vasfını kaybeder, hattâ parti lideri vasfını da kaybeder. Köşebaşı hatibi haline gelir.

Devlet adamları, parti liderleri böyle konuşunca, rakiblerine böyle hitab edince, halk ne yapmaz. İmam böyle yaparsa cemaatten ne beklersiniz?

Yanlış yolda gidiyoruz. Hükûmete geçmiş olan parti adamı, particiliği bırakmazsa bu memlekette halk ile hükûmet arasındaki münasebetler normalleşmez. Hükûmet partisinin mensubları hükûmete itimat eder, ondan ne olursa olsun yardım göreceğini umar. Karşı taraf ise, her fırsatta kendisini zemmeden (kötüleyen) bir adamdan, adalet, insaf, müsavat beklemez, bekleyemez. Bu da idare edenlerle, edilenler arasındaki muvazeneyi (dengeyi) bozar, yanlış ve zararlı bir yoldur.

Gazeteleri açtığımız zaman yer yer devlet adamlarının seçim mücadelesine girmiş olduklarını görerek hayrete düşüyorum. Gerçi Avrupa’da da böyle hareketler olur ama o adamlar umumi seçimlerde kendi dairelerinde konuşurlar veya reisleri umumî bir seçim kampanyası nutku açar.. lâkin asla:

— Rakiblerimiz hortlaktır, demez.

Hele bir nazır yer yer dolaşıp:

— Muhaliflerimize sakın rey vermeyin! diye şifahî emirler vermez, veremez. O hükûmet adamıdır. Bu vasıfla hükûmet namına, kanun namına ve bunların verdiği otorite ile konuşur. Halk, devlet adamı ile parti adamının ayrı ayrı şeyler olduğunu ayırt etmez:

— Devlet emrediyor. Onlara vermeyeceğiz, der, diyebilir ve bizim gibi yerlerde böyle düşünüp böyle söylerse şaşılmamalıdır.

Benim kanaatim şudur:

Devlet adamları, parti içi vazifelerini bırakmadıkça bize rahat yoktur ve daha fenası şudur ki Demokrat Parti -mukadder olduğu gibi iktidardan düştüğü zaman onun yerine gelenler de aynı yolu tutacaklar.. ve bu millet bir türlü hakikî devlet adamına, pederane, müşfik, insaflı ve tamamen gayrihassas bir devlet idaresine kavuşamayacaktır.

B. FELEK