Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

Gazete ve gazetecilik (Milliyet)

Gazete ve gazetecilik (Milliyet)

Milliyet

Yayın Tarihi: 16.02.1980

Sayfa: 2

GAZETE ve GAZETECİLİK

Biliyorsunuz, gazeteler çok zor durumda. Çünkü hükümet, devalüasyon neticesi olarak kâğıdın kilosunu 40 liraya çıkardı. Bu, bizim “Milliyet” âyarındaki büyük tirajlı gazeteler için nüsha başına maliyete sadece kâğıt bedeli olarak 4 lira artış demektir. Bizim gazeteler gibi ofset baskı yapan gazetelerin bütün hammaddeleri dışarıdan geldiği için devalüasyon sonucu onlar da bir filminden tutun da, 3-4 misline kadar arttı. Gerçi gazeteler, buna mukabil 10 liraya çıktı ama bu fiyat da maliyeti korumayacağından başka, fiyat artışı yüzünden gazete satışı düştü. Bu da Türkiye’de gazete ve gazeteciliği yepyeni bir bunalıma sürükledi.

Ankara’daki Gazeteciler Cemiyeti’ndeki arkadaşlarımız Cumhurbaşkanı hazretlerini ziyaret edip basının meseleleri hakkında bir arîza takdim etmişler. Kendilerine bu yazımla ve çoğunun hocası olarak hatırlatmak zorundayım ki, bugün basının meseleleri yok, basın, yani gazete ve gazetecilik meselesi vardır ve bu yalnız Türkiye’ye mahsus bir problem değildir.

Farz edelim ki, Ankaralı arkadaşların ricasını hükümet kabul edip gazetelere ucuz kâğıt veya fazla resmi ilân gibi yardımlar etsin. Bunu kabul eder etmez gazeteler eski tabirle hemen birer besleme gazete olur. Çünkü hükümet olsun, veya diğer hukukî veya hükmî şahıslar olsun bir gazeteye yardım etti mi ondan bir şey ister. O istediği basın hürriyetidir. Sırası gelince:

— Şunu yazma, şunu şöyle yaz! der.

Artık işini bu yardımlara göre kurmuş olan gazete, kapanma tehlikesini göze alıp:

— Olmaz! diyemez.

Bunu böylece belirttikten sonra Batı’da gazetelerin bugünkü rolünü izaha çalışacağım. Bugünkü dünyamız endüstri dünyasıdır. Büyük endüstri erbabı, işlerini yürütmek için aldıkları birçok tedbirler arasında bir de gazete çıkarmayı veya mevcut gazetelerden birini veya birkaçını ele geçirmeyi işlerinin icabı görmüşler ve öyle yapmışlardır.

Endüstrinin bu girişimini bazı ciddî Batı gazeteleri kabul etmediler. Londra’da çıkan meşhur “Times” gazetesi bunlardan biriydi. Kapadı gazeteyi. Bütün İngiltere isyan etti. Nihayet “Times” gazetesini bir başka grup —  Lord Thomson Grubu— satın aldı ve eskisi gibi çıkarmaya başladı.

Demek isterim ki, bugün için gazetecilik kârlı bir iş değildir. Mutlaka başka bir yerden destek görmedikçe hayatını sürdüremeyecek kadar zayıf düşmüştür. Tabii 4-5, hatta 7-8 milyon basan ve ucuza mal olan bazı günlük veya haftalık bir çeşit matbualar müstesna. Onlarda kalite düşüktür. Bir enformasyon ve sansasyon gazetesi olarak büyük satış yapar. Bunların sayısı da dünyada 5-6’yı geçmez. Üst tarafı hep ziyandadır ve başka kaynaklardan desteklenerek çıkar.

Bize gelince, patronlarımızın müsamahalarına dayanarak belirtmek mecburiyetindeyim ki, Türkiye’de bugün renkli ve emsalsiz derecede güzel çıkan 4 büyük gazete en gayri iktisadi, en yanlış şekilde idare edilerek çıkmaktadır. Bir kere dünyada bizim bu 4 gazete kadar güzel; renkli ve modern vasıtalarla çıkan gazete yoktur. En zengin memleketler olan İsveç, Almanya ve Amerika’da da yoktur. Bu bakımdan biz dünyada birinci geliriz. Ama gene bu kadar gayrı iktisadi çıkan gazete de yoktur. Tasavvur edin ki, bu 4 büyük gazete, Türkiye’de 4 merkezde, İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana’da aynı şekilde çıkmakta ve baskı merkezinde ayrı bir maliyet, gazetenin üstüne binmektedir.

Bu, böyle olamaz. Kime sorarsanız sorunuz, olamaz. Eğer birbirine rekabet için basıyorlarsa bu, son derece —kelimeyi Frenkçe yazayım da yumuşasın — absurd bir yoldur ve mutlaka önünde sonunda iflâsa mahkûmdur. Bunu cesaretle ve belki de cür’etle yazdıktan sonra yapılacak şey, artık bu çok zararlı savurganlığa son vermek hususunda bu 4 büyüklerin akıllarını başlarına toplayarak işlerine bir çekidüzen verme hususunda birleşmeleridir. Bunu, kendilerine olan bütün hürmetlerimle ve müsamahalarına dayanarak arz ediyorum.

Bu 4 gazetenin kalitelerini bozmalarını asla teklif etmem. Okuyucu, alıştığını ister. Ancak, en çok iki yerde —İstanbul ve Ankara da— baskı yapmak ve diğer iki merkezi buralarda basılan gazete nüshalarıyla idare etmektir.

Ben, gazeteciliğin iktisadi yönünü gerçi anlamam, ama mesele o kadar açık ve seçiktir ki, bu maruzatım, bir cahilin cüretli ve manasız teklifleri olmak korkusundan uzaktır. Kabul edip etmemek sayın sahiplerin elindedir. Bu yazı, çok görmüş bir yaşlı gazetecinin tecrübelerine ve dünya gazetelerinin manzaralarına dayanarak yaptığı tekliftir.

En derin hürmetlerimle.