Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

Gazetelerin yaprakları (Tan)

Gazetelerin yaprakları (Tan)

Tan

Yayın Tarihi: 16.12.1939

Sayfa: 3

FELEK

Gazetelerin Yaprakları

Yazan: B. FELEK

Ben, vaktiyle gazetelerimiz sayfalarını 12 – 16 – 24, hattâ 32 ye kadar çıkardıkları zaman, böyle yaprakları buram buram artan bir gazetede çalışmakta olmama rağmen:

— Artık gazetelerimizi okuyuculara marul gibi yaprak adedinin çokluğuna güvenerek satacağız, diye protesto etmiştim.

Gerçekten öyle idi. Esasen bir gazete içerisine — alelâde zamanlarda — koyabileceğimiz “mal„ zaten mahduttu.

Yapraklar arttıkça, bu “mal„ ı arttırmak değil, sulandırmak suretiyle hacmini büyültür, kesafetini eksiltiyorduk. Bütün haberler, havadisler, telgraflar, hikâye, tefrika, hattâ ilânlar bu zoraki yüzünden uzuyor, büyüyor, kabarıyor ve artıyordu.

Gazetelerin bu şişmelerinden okuyucular da memnun değildiler. Yalnız beş kuruşa bir kiloya yakın kâğıt alan “kese„ ciler “biz., i kapışıyorlardı. Neyse, bu yaprak fışkırması, biraz sonra — gübre fıkdanından (eksikliğinden) olacak — durdu. Gazeteler kıtalarının icabına göre 8 ile 12 arasında sayfalanmaya karar verdiler. Harp patlayıncaya kadar bu böyle gitti. Harp, patronları biraz daha ihtiyata sevk ederek, 8 sayfa çıkanlar dörde ve 12 sayfa çıkanlar da 8 sayfaya indiler. Şüphesiz bu (hayat sahası) daralması birtakım muharrir, muhbirler ve mürettiplerin ekmeğine dokundu. Bilmem patronlarınkine yağ sürdü mü?

Artık, bugün bizim gazetelerin hacmi okuyucunun aradığı şeyleri kıt kanaat ancak almakta ve daha fazla küçülmeler artık gazetenin uzviyetine tesir edecek bir tehlike teşkil etmektedir.

Bugünlerde işitiliyor ki; gazetelerimizin hacmini biraz daha küçültüp, dört sayfaya indirmek üzere bir hareket beliriyormuş. Bu hareketin mebde noktası olarak da, İstanbul’da zaten dört sayfa çıkan ve sayfaları diğerlerinden bir bucak (kenar, köşe) misli büyük olan bir gazetenin, kâğıtsız kalması yüzünden bazı yerlere baş vurduğu söylenmektedir. Bilmem doğru mu? Her ne sebep ve vesile ve her hangi teşebbüs veya temenni ile olursa olsun, gazetelerin dört sayfaya, hele bir kısım sayfası küçük matbuatın iki yaprağa inmesi, başta gazetede çalışanlar olduğu halde, hiç kimseye fayda verecek bir şey değildir ve böyle bir tedbire pek de lüzum olmasa gerektir.

Gazete sayfaları neden azaltılır?

Bu sualin cevabı açık, kâğıt yoktur, onun için. Avrupa’da da aynı şekilde hareket edilmiyor mu?

Doğru söz. Lâkin Avrupa’da, meselâ Fransa’da gündelik baskısı milyondan fazla olan dört, beş gazete var. Bütün büyük Avrupa şehirlerinin orta halli bir gazetesi yüz binlerle basar. Onun için böyle gazetelerin yapraklarında yapılan tasarruf yekûnu hakikaten mühim bir miktar teşkil eder.

Lâkin biz böyle miyiz?

Bütün Türkiye’de çıkan yevmî gazetelerin günde, — 50 bini İstanbul gazetelerinin olmak üzere — adedi tabıları 100 bini bulmadığı hesap edilir ve dört sayfadan fazla çıkan gazetelerin adedi de İstanbul ve Ankara’da altı, yediden ziyade olmadığı düşünülürse, sayfa kısmasından yapılabilecek tasarrufun miktarı ne derece ihmal edilebilecek bir kemiyet arz ettiği meydana çıkar.

Zaten bütün Türkiye matbuatının senelik kâğıt ihtiyacı 4000, 4500 tondur ki; bir vapur ancak tutar. Bunu temin edince, Türkiye’de gazete kâğıdı davası kalmaz.

Bugünkü şartlar altında belki bizim için 4000 ton kâğıt tedariki biraz müşküldür. Onun için bu külfeti ihtiyar etmedense, gazeteleri dört sayfaya indirivermek bir kolay ve zararsız ameliye olarak hatıra gelebilirdi. Lâkin böyle değildir.

Bir kere bizim bir hususî vaziyetimiz var. Bizde halk hâlâ büyük puntolu harflerle basılmış gazete istemektedir. Ne zaman harfleri küçülttüysek, derhal aksülâmel müşahede edilmiş, bir kısım okuyucular mektuplarla şikâyet etmişler, bir kısmı da gazeteyi okumaktan vaz geçmişlerdir. Harf inkılâbında gazeteler alelâde yazıları 16 punto denilen büyük harflerle diziyorlardı. Gitgide 12 ve kısmen on puntoya kadar indik. Şimdi pek güçlükle, o da herkesi alâkadar etmiyen kısa haberleri 8 punto ile dizebiliyoruz.

Avrupa gazeteleri ise, baştan başa 8 ve 6 punto üzerinden basılır. 12 punto yerine 6 punto dizen bir gazete, muhtevasını tam yarısına sığdırabilir. Biz de eğer altı puntoya inersek, kimse okumaz, okuyamaz. Gazete okunmaması bir memleket için kârlı şey değildir. Bunu izaha lüzum görmem.

Altı punto ile dizmeyince de; muhtevamızı yarıya indirmiş oluruz. Demek, buna imkân yok. Efkârı umumiyenin (kamuoyu) alâkadar olduğu her hangi iç ve dış mesele hakkında bir satır mütalea beyanına imkân olamıyacağı gibi, iç ve dış hâdiselerin haberlerini bile tam olarak veremez, yani hizmetini yapamaz.

Bundan başka resmî ve yarı resmî müesseselerin ilânları ve millî ticaret müesseselerimizin faaliyetleri için muhtaç oldukları ilânlar vasatî iki, iki buçuk sayfa tutarsa, geri kalan bir buçuk sayfaya ne kadar haber sıkıştırılabilir? Böyle olunca; dört sayfa gazeteye kimse beş kuruş vermez. Ya satış eksilir, ya fiyatı kırmak lâzım gelir. Bu da matbuat ticaretinde buhran demektir.

Nihayet matbuat âleminde bu çeşit bir kıtlık bir kaç yüz muharrir, muhbir, mürettip, makinist ve müvezziin ekmeğine de mâni olur.

Buna mukabil ne kârı olur? Orası muammadır.

Vaktiyle Nasrettin Hoca’ya sormuşlar:

— İnsanın neden iki gözü vardır? Hoca hemen cevap vermiş:

— Birisi kör olunca, öteki ile görmek için.

— Bugün gazeteler neden sekiz sayfa çıkarlar? Sualine de:

— İcabında yarısı tasarruf edilmek için!

Deseler, Hocanın cevabı kadar dahi tutunamaz!

Matbuat, halkın harici ve dahilî âlemle ve resmî salâhiyetlerle temas vasıtası olduğunu izaha bilmem lüzum var mıdır? Biz de ancak şu son birkaç senedir ufak bir gelişme kaydeden bu büyük medenî ihtiyacın muhtemel bir tasarruf mülâhazası ile mühim bir aksaklığa uğratılmasında bir fayda olmadığını bilmem bu satırlarla hulâsa edebildim mi?