Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

Gece yatısı! (Tan)

Gece yatısı! (Tan)

Tan

Yayın Tarihi: 05.02.1939

Sayfa: 3

FELEK

Gece Yatısı!

Yazan: B. FELEK

Eski Türk misafirlik tâbirleri arasında günü birliği ve gece yatısı diye iki söz vardır. Bunlardan birincisi alelâde ziyaret mânasına gelir. İkincisi de  — hani söz aramızda — musallat olmak demektir. Çünkü eski şerait altında gece kalan bir misafiri ağırlamak hayli müşküldü. Kadın ise erkeklerden kaçar, erkek ise harem dairesine giremez. Yemek, yatak, vesaire bir çapraşık işti.

Hele işi yüzsüzlüğe vurup yazlıktaki bir dostuna çoluk çocuğu ile gelip haftalarca kalan ve yaz mevsimini yüzünü kızartma pahasına beleşten geçirenlere de çok tesadüf olunurdu.

Zengin ailelerin gerek bu kabil, gerekse hakikaten candan sevdikleri adamları ağırlamak için misafir tertibatı vardı.

Selâmlık dairesinde misafirler için yatak odaları olduğu gibi haremde de kadınlar için yataklar mevcuttu.

Bu, gece yatısı bahsinde muhtelif hikâyeler naklederler. Tuhafı, incesi, hazini ve acaibi vardır.

Şu anlatacağım şey incelerindendir:

Deniz aşırı bir yerde oturan bir zat, dostlarından birinin Nişantaşı’ndaki konağına ziyarete gitmiş. Lâf sohbet. Derken ev sahibi ile satranç oynamağa başlamışlar.

Satranç oyunu da — oynayanlar bilir — bir ömür törpüsüdür. Hele ustalar arasında üç oyunluk bir partinin üç dört saatten evvel bittiği vaki değildir.

İki ahbap oyuna dalıp gitmişler. Parti bittiği zaman, misafir saatine bakmış ve görmüş ki; köprüden son vapur çoktan kaçmış. Ne yapsınlar? Tanrı misafiri. Sokağa atacak değiller ya!

— Zararı yok efendim! Gece bizde kalırsınız. Her ne kadar rahatsız olursanız da…

Diye ağız yaptıktan sonra, tabii misafiri yemeğe alıkoymuşlar.

Yemekten sonra sohbet devam etmiş. Uyku vakti gelince; ev sahibi sormuş:

— Size bu odaya mı bir yatak yaptıralım. Yoksa bebeğin odasında mı yatarsınız?

Misafir, külfet olmasın diye

— Aman efendim! Zahmete ne hacet? Ben şu sedirin üzerine uzanırım.

— Yok, yok! Öyle şey olmaz. Buraya bir yatak serdirelim.

Hakikaten oraya bir yatak yaparlar ve misafiri yatırırlar.

Adamcağız geceyi fena geçirmez. Fakat her misafirlikte olduğu gibi erken uyanır. Aradan beş on dakika geçer. Kapı açılır. İçeriye fevkalâde güzel bir kız girer:

— Efendim, kahvaltınızı getireyim mi?

Diye sorar. Biraz da zendost olduğu anlaşılan misafir sormuş:

 — Kızım senin adın ne bakayım? Kızcağız cevap vermiş:

— Efendim, benim adım Bebek!

Bir gece evvel kendisi için odasına yatak yapılması teklif edilen “Bebek„ in bu olduğunu anlayan misafir dayanamayıp:

— Benim de eşek! demiş.

Lâkin unutmayalım ki; ne eşekler böyle bir nedamet duygusu duyarlar, ne de böyle tekliflere maruz kalırlar.