Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

İlânları okurken! (Milliyet)

İlânları okurken! (Milliyet)

Milliyet

Yayın Tarihi: 13.12.1934

Sayfa: 3

FELEK

— Gezgin yazıları —

İlânları okurken!..

932 senesinde Vichy’de tedavi edildikten sonra Paris’e geçmiştim… Elim değdikçe Milliyet’e yazdığım mektuplar çoğu okuyucularımın hoşuna gittiği halde bunlar kim ve ne olduğu güç anlaşılan hasut bir muharririn sinirine dokunuyormuş. Bunun farkına, ancak o muharririn mektuplarım hakkında yazdığı satırları okuduktan sonra varabildim. Paris’ten yazdığım o eski mektuplarda hiç bir zaman bu şehrin sanat, ticaret veya fen hareketlerile meşgul olmuyordum. Bilirim ki; bu bahisler az okuyucuyu alâkadar eder. Ondan hoşlananlar ise benim yazabileceğim şeyleri benden iyi bilinlerdir. Bunu için mektupların da hiç bir edebî değer yoktu. Sadece gördüklerimi anlatırdım. O zaman bu söylediğim hüviyeti bir türlü anlaşılamayan muharrir beni “Comédie Française dururken sokakta gördüklerimi„ yazmakla itham ettiydi. Şüphesiz ki bu sefer de ayni düşünce sahipleri benimle “Paris’teki ilânlarla uğraşıyor„ diye alay edecekler. Tecrübem vardır: Muvaffak olamayanlar alaylarla, çok defa başkaları ile alay eder.

* * *

İlân — ne türlü olursa olsun — baskı, duvar, söz, ışık ilânları bence medeniyet gradosunun birer müş’iresidir. Hele bunların içinde öyle “zeki„leri vardır ki bizim futbolcu Zeki onun yanında oklava gibi kalır…. Meselâ: Yeraltı şimendiferlerinde sigara içmek yasaktır. Herif bu yasak ilânından şöyle istifade etmiş…

“Sigara içmek yasaktır„ altında “hatta falan marka sigaraları bile„

Bir başkası: Gene yeraltı şimendifer istasyonlarından birinin adı Bonne Nouvelle yani “iyi haber”dir. Matin (Maten) gazetesi bir istasyonun duvarına — İstasyonun ismini yazmış, altına da sabah demek olan Le Matin sözünü

İyi haber

Le Matin

şeklinde…

Bu ilânlar yalnız övdükleri şeyleri anlatmak ve satımını çoğaltmakla kalmazlar. İnsanlara vakit geçirmeye de yararlar..

İlânlar medeniyetin derecesini gösterir. Dikkat ediniz!.. Şehirlere yaklaştıkça ilân çoğalır ve ilân azalan yerler kasabalaşır, köyleşir.

* * *

İşte bu mülâhaza ve merakla ilânları okurken bir tanesi nazarı dikkatimi celbetti:

“Yabancı dilleri yaymak cemiyeti„ nin bu ilânında bir sürü dil öğretildiği ve bunların şartları, usulleri yazdı idi… Bu tafsilâtı okumadım bile… Çünkü her yiğitin bir yoğurt yiyişi olduğu gibi her dilin herkese göre bir okunuş sistemi vardır. Lâkin okutulan dillerin listesini yer gibi okudum… Almanca, İtalyanca, İngilizce, gibi yaşayan dillerden başka Rumca, İspanyolca, Romence, Sırpça, Rusça, Arapça, acemce vardır… Türkiye’yi aradım… Boşuna aradım… Listeyi iki üç kere okudum. Bulamadım. Fakat gördüm ki; Bulgarca vardı… Anlayamadım: Nihayet beş milyon adamın görüştüğü, bu dili öğretmek istiyenler var da, “bizim„ Türkçe gibi hiç değilse Rusya’dakiler ve Azerilerle beraber 50 milyonluk bir topluluğun görüştüğü dili neden öğrenmek isteyeni yoktu?..

Orta Asya’nın görüştüğü Türkçe firmaları hesaba katmasak da modern Türkçe görüşen bu 50 milyonluk kütle ile kimse alâkadar değil midir?..

Gidip bu cemiyetle görüşmek ne kadar isterdim.. Lâkin ne salâhiyetle?..

Sanıyorum ki; bu iş sadece bir propaganda işidir… Bizim propaganda işlerini üstüne aldığı söylenen Matbuat Umum Müdürlüğü’nün göz önüne koyduğum bu iş, başlıca propaganda kollarından birini teşkil etmesini gerektirir. Avrupa’nın büyük şehirlerinde Türkçenin öğrenilmesini kolaylaştırmak…

Bununla kendimizi âleme daha iyi anlatmış ve Avrupa için artık bir “bin bir gece masalı„ olmaktan çıkmış oluruz.

Beş milyon Bulgarin dili öğretiliyor da neden bizimki öğretilmiyor? Siz olsanız kızmaz mısınız?

B. FELEK