Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

Oyuncak! (Milliyet)

Oyuncak! (Milliyet)

Milliyet

Yayın Tarihi: 12.12.1934

Sayfa: 3

FELEK

Oyuncak!

 — Gezgin yazıları —

Bizde çok garip bir söz vardır. Bir işi küçük gördüğümüz veya küçük göstermek istediğimiz zaman:

— Çocuk oyuncağı! der ve çocuk oyuncağını ehemmiyetsizlikte bir ölçü olarak ileri süreriz… Bunun ne boş ve yersiz bir düşünüş olduğuna inanmak isterseniz gelin, yılbaşının arifesindeki şu günlerde Paris’in büyük mağazalarını görünüz!…

* * *

Bu sefer Paris’te oluşumun en başlı sebebi çoktandır keyfimi kaçıran midemi, Fransa’nın en yüksek hekimlerinden biri olan Profesör Marsel Labbé’ ye göstermek idi. Dün oraya gittim. Buraya gelmeden evvel yani İstanbul’da iken bizim meşhur doktorlarımızdan(randevu almanın en aşağı bir haftalık bir iş olduğunu düşünerek: “Acaba Paris’e gitmeden evvel Dr. Marsel Labbé’den de mektupla bir randevu istesem de oraya vardığım zaman günlerce bekletmeden beni alsa!” diye düşünüyordum. Profesör Akil Muhtar bana bu düşüncemin doğru olmadığını söyledi. Ben de geldiğim gün profesörün evine telefon ederek randevu istedim. Yorgun olmasaydım hemen o gün bile gidebilecekmişim…

Telefonla ertesi günü için randevu saatini tayin ederken bu kolaylığa şaştım ve gittiğim zaman da doktorun bekleme salonunda benden ve doktorun yanındaki hastadan başka kimse olmadığını görünce hayretle:

“Bu kadar yüksek bir profesörün bu kadar az hastası oluşu nice garibedir!„ diye düşünürken sıra bana geldi ve içeri girdim. Nâzik, çelebi bir adam… Derdimi dinledi, muayenesini yaptı. Tavsiyelerini söyledi. İlâçlarını yazdı, reçeteyi verdi ve ne vereceğimi sormam üzerine onu da bildirdi. Sağlık için ucuz pahalı gözetmenin budalalık olduğuna inandığım ve İstanbul’dan çıkarken de bu hekimin çok yüksek vizite aldığını öğrendiğim için istediği paradan ürkmedim, ürkmedim amma muayenehanedeki ıssızlığın ve randevu almadaki kolaylığın illetini anladım.

Doktordan çıktım… Yolum, muayenehanenin hemen yamacında bulunan “Luvr – Louvre” ismindeki meşhur ve büyük Paris mağazasının önüne düştü. Mağazanın bütün nünde sayısız bir kalabalık kuyruk yapmışlardı. İleride ne vardı bilmem!.. Yürümek için yaya kaldırımını bırakarak yolun otomobil geçen kısmından gitmeye başladım… Halkın yaptığı bu kuyruğu, hemen böyle yerlerde beliriveren polisler yoluna koyuyor ve kimsenin sırasını aşmasına meydan vermiyordu… Yürüdüm bire yürüdüm… Nihayet mağazanın köşesine geldim ve orada işin içyüzünü ve kuyruğun sebebini anladım…

Louvre mağazası sekiz, on vitrinini oyuncak mostrası yapmış… Büyük küçük herkes onu seyretmeye gelmişler… Oyuncak vitrinlerinin önü ne kadar geniş olursa olsun binlerce kişiyi alamazdı ve belki saatlerce sırasının gelmesini bekleyen bu halk oraya büyük mağazanın oyuncaklarını görmeye gelmişti.

Doğrusu uzaktan ben de baktım. Güzel şeylerdi…

Oyuncak zamanımızda artık bir eğlence olmaktan ziyade küçük adamları, yani çocukları terbiye için kullanılan bir vasıtadır. Taş bebekten tutun da elektrikle işleyen, şimendifer, vapur, tayyare (uçak), vinç gibi makineler, yürüyen bebekler, takla atan maymunlar…

Parisli bir dostumla bu oyuncaklara bakıyorduk… Sordum:

— Neden takla atan maymun var da, insan yok?

— Onu her gün her yerde görüyoruz… Bizi eğlendiremez. Eğlendirmek için az görülmüş ve hiç görülmemiş olmalı…

Hep oyuncak üzerine konuşuyor ve fennin ilerilemesiyle oyuncakçılık âlemindeki ilerileyişleri şaşarak sayıp döküyorduk. O dedi ki:

— Her şeyin oyuncağını yaptılar… Tayyare(uçak), zırhlı, yeraltı gemisi, şimendifer, otomobil… Yalnız bir şey var ki onu yapmadılar…

— Nedir o?.

— Akvam Meclisi (Milletler Cemyeti, kuruluşu 1919)…

— (Gülerek sordum) neden?.

— O kendisi oyuncak ta ondan…

Fransızlar Cemiyet-i Akvam’a pek rağbet etmezler…

Paris 7.12.934

B. FELEK