Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

Meslekler arasında (Eğitim Dergisi)

Meslekler arasında (Eğitim Dergisi)

Eğitim

Yayın Tarihi: 01.03.1952

Sayı: 13

Sayfa: 7-8-33

MESLEKLER ARASINDA

BURHAN FELEK’LE BİR KONUŞMA

«Eğitim», bu sayısından itibaren okuyucuları için bir meslek sayfası açmış bulunuyor. Bundan gaye, henüz hayata atılmamış gençlere, seçmek istedikleri mesleklerin hem iyi, hem de fena taraflarını açıkça göstererek onları, hayatlarının belki de en mühim kararını alırken yanlış yollara sapmaktan korumaktır.

Benden, «meslek sayfası» için röportajlar yapmamı istedikleri zaman, ilk olarak aklıma şu mahut meslek, yani gazetecilik hakkında bir röportaj yaparak, gazeteci olmak isteyen okuyucularımızı tatmin etmek geldi. Buna karar verince, kiminle görüşmek gerektiği kendiliğinden meydana çıkar. Bu sahada, Burhan Felek üstadımız gibi bir salâhiyet varken başkasına müracaat etmek kimin aklına gelir? Zira Sayın Felek yalnız İstanbul Gazeteciler Cemiyeti Reisi değil, aynı zamanda Gazetecilik Enstitüsü’nde de(İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi) hoca… Yâni bizim için biçilmiş kaftan…

Kıymetli muharrir beni Cumhuriyet Gazetesi’ndeki odasında kabul etti. Giymiş olduğu gri çizgili elbise ve bunun üzerine taktığı kırmızı puanlı lacivert kravat, üstadın çok iyi giyindiğine dair şimdiye kadar işittiklerimi teyit eder(kanıtlar) mahiyette idi.

Hoşbeşten sonra Sayın Felek’e ilk sualimi şu şekilde sordum:

— Burada gazeteci olmak isteyen gençlere hitap edeceğimize göre, onlara gazeteci olmalarını ne bakımdan tavsiye eder, ne bakımdan etmezsiniz? Yâni gazeteciliğin iyi tarafları nelerdir, fena tarafları nelerdir?

Üstad, bu suali kendine has tatlı üslûbiyle şöyle cevaplandırdı.

— Gazeteciliğin tavsiyeye şayan iyi tarafları olduğu gibi büyük zorlukları da mevcuttur. Evet, gazeteciliğin zor tarafları var. Esasen, mirasyedilikten başka her meslek zordur. Bu zorluğa mukabil daima değişen mevzularla çalışmanın verdiği zevk ve umumî efkârla temastan doğan heyecan mesleğin iyi taraflarıdır. Gazeteciliğin asıl fena tarafı, nankör oluşudur. Her teğmen mareşal olmağa namzettir. Nizamları, terfi ve terakki usulleri mazbut ve malûmdur. Hâlbuki gazeteci mesleğe ilk girdiği andan itibaren idealinden başka hiç bir malûmata malik değildir. Hangi zorluklarla, hangi rejimlerle, hangi kanunlarla karşı karşıya geleceğini bilmez. Bu sebepten gazetecilik bir meçhul zirveye çıkmaya benzer. Tehlikeleri aşarak yükselmek, mesleğin başlıca zevkidir. Elverir ki baş dönmesin..

— Peki, dedim. Sizce iyi bir gazetecinin vasıfları nelerdir? Bu mesleğe girecek gençler daha mektep sıralarındayken hangi hasletlerini (kişisel özellikleri, huyu mizacı) geliştirmeye çalışmalıdırlar?

— İyi bir gazeteci olmak için her şeyden önce doğru adam olmak, hakikatı sevmek ve hakikat yolunda medeni cesaret sahibi olmak gerektir. İyi yazı yazmak sonra gelir. Mektep sıralarında bu meziyetleri geliştirecek fikri mesai (göz önünde bulundurmak)sarfı muhakkak ki çok faydalı olur.

— Gazeteciyi «doğru yanlış» bilir bilmez lüzumlu lüzumsuz her şeyi yazan; insanın ipliğini pazara çıkaran müziç tip; “mevcudiyeti faydasız mahlûk” telâkki edenler var. Bu zihniyet hakkında ne düşünürsünüz?

Sualime Burhan Felek:

— Hatalı bir telâkki, diye cevap verdi. Böyle gazeteci yoktur demiyorum; belki öylesi de vardır, “katil doktorlar, rüşvet alan memurlar„ bozulmuş ilâçlar gibi.. Bunlar zararlı olmakla dahil oldukları zümrelerin aforoz edilmesine sebep teşkil etmezler. Bence, gazeteci, söylediğiniz gibi olan değil, öyle olmayan adamdır.

Dördüncü ve beşinci suallerimi, öğrenci okuyucular kadar onların velilerini de alâkadar edecek şekilde, gazetecilikte yüksek tahsilin rolüne dair sordum:

— Eli kalem tutan, iki kelimeyi bir araya getirmeyi beceren herkesin gazetecilik yapabileceğini iddia ederek bu mesleği küçümseyen, gazetecilikte ilim ve ihtisasa yer olmadığını soranlar bulunabilir. Bu hususta fikriniz nedir? Gazeteci yüksek tahsilli olmalı mıdır?

—  Gazeteci, maalesef veya bereket ki mektepte yetişmez. Ama bununla yüksek tahsil yapmamalıdır demek istemiyorum. Bilâkis herkes gibi gazetecinin de yüksek tahsile ihtiyacı vardır. Fakat yalnız bu kâfi gelmez. Gazetecilik mekteplerinde veya enstitülerinde bir gazeteciye, meslekte lâzım gelen nüve malûmat verilir. Üst taraf kendi gayret ve kabiliyetine bağlıdır. Her edebiyat fakültesi mezunu edip ve şair olamıyacağı gibi, gerekli yüksek tahsili yapmış herkes de gazeteci olamaz.

Gazeteciliğin diğer bazı mesleklerden bir farkı var. Elinde üniversite diploması bulunmayan bir kimse doktor, avukat, mühendis ilâh.. olamaz. Halbuki gazeteci için böyle bir vesika şart olmadığından, liyakatlı, liyakatsız herkes dışarıdan pek tatlı görünen bu mesleğe kendini lâyık bulur. Bu, bir arızalı uzun yoldur. Başlayanlarla sonuna kadar gidenlerin sayısı arasında nisbet yoktur. Gazeteci olmak istiyen her genç bu hususu göz önünde bulundurmalıdır.

— Halen Üniversitelerimizde mevcut fakülteler arasında, gazeteci olmak istiyen bir gencin hangi fakülteyi tercih etmesi münasip olur? Gazetecilikte lisan bilmenin rolü ehemmiyetle mütalâa edilmeli mi?

— İstanbul Üniversitesi iktisat Fakültesi’nin iki sene önce açılmış bir Gazetecilik Enstitüsü mevcuttur. Gazeteci olmak istiyen gençlere bu Enstitü tavsiye olunur. Zaten henüz teessüs (kuruluş aşaması) devrinde olmasına rağmen birçok gençler bu dersleri takip ediyorlar. Burada, bizim senelerce çalıştıktan ve âli (yüksek) tahsil yaptıktan sonra elde edebildiğimiz bu mesleğe ait malûmatı dört sömestrde öğrenmek imkânı mevcuttur.

Yabancı dile gelince: Türkçe, maalesef henüz bir çok diller gibi kütüphanesi zengin ve dünyaya yayılmış bir lisan değildir. Onun için dünya ile ve dünya hadisatiyle daima temasta bulunması zarurî olan gazetecinin «yaşayan dil» denen dillerden hiç olmazsa birini iyi bilmesi elzemdir.

Son suallerim üstadın meslek hatıralarına aitti:

— Herhalde yirmi küsur senedir gazetecilik yapıyorsunuz, dedim. Bugün bulunduğunuz müstesna mevkie gelene kadar muhakkak ki bir çok güçlüklerle karşılaştınız, gençliğe, bu mesleği bugün aynı yolda ilerlemek isteyenlere vuzuhiyle (keskin hatlarıyla açıklama) tanıtabilmek için bunlardan birkaçını lütfeder misiniz?

Felek elini çenesine koyup bir parça düşündükten sonra:

— Bu sual benden, şimdi otuz yıla yaklaşan bir meslek hayatının bütün tafsilâtını hiç değilse büyük hatlariyle vermemi ister, dedi. Buna imkân olmadığı gibi faydası da yok; çünkü gazetecilik hayatının müşkülleri ve orijinal vakaları, hastalıklar veya hukukî meseleler gibi mahdut ve tasnif edilmiş değildir. Her gazeteci meslek hayatında bir çok zorluklarla karşılaşacak; fakat bu zorluklar birbirine benzemeyecektir. Zor bir mesleğe intisap edilmiş olduğunu daima hatırlamak ve doğruluk, objektif olmak ve cesaretten ibaret rotayı her ne bahasına olursa olsun şaşmadan takip etmek gerektir.  Gazetecilikte muvaffakiyetin yolu işte budur.

Burhan Felek’in çok güzel fıkralar bildiği ve bunları eşsiz bir zarafetle anlattığı herkesçe malûm… Ben de son olarak kıymetli muhatabımdan, okuyucularımız için, meslek hayatına ait bir iki fıkra rica ettim. Ama aksiliğe bakın ki Sayın Felek akan suları durduracak bir cevap verdi:

— Müstahzar (kullanıma hazır duruma getirilmiş hazır ilaç, preparat) değilim, azizim. dedi.

Ne diyelim, inşallah üstadı hazırlıklı yakalarız da enfes fıkralarını o zaman dinleriz.

BAL