Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Milliyet

Yayın Tarihi: 24.05.1976

Sayfa: 2

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!

Çocuklar, erginler, yaşlılar… Bilirsiniz ama, tekrarda fayda var: 19 Mayıs 1919 tarihinde Atatürk Samsun’a çıktı. O tarih, sönmüş Türk ocağının tek ümit kıvılcımıydı. Atatürk, genç Türkiye’yi, o çıkıştan başlayan uzun ve çetin bir mücadele, Türkiye’yi parçalamak isteyen yedi düvele karşı açtığı çaresiz bir savaştan sonra kurdu.

Sevr Muahedesini yırttı. Lozan Ahidnamesiyle, Misak-ı Milli hudutlarını çizdi. Türkiye’yi, özgür ve dinç Türkiye’yi kurtarıp, bu günü bize gösterdi.

Atatürk olmasaydı, Türkiye, Orta Anadolu’nun ortasında, etrafı Yunan, Ermeni, İngiliz, İtalyan, Fransız bayraklarıyla çevrilmiş İsviçre kadar küçük ve yenik devlet olarak kalacaktı. Bugünkü 40 milyonluk kuvvetli Türkiye’nin banisi Atatürk’tür. Bunu bilirsiniz ya! Ama ara sıra hatırlayın ve onun minnetini, ona uyarak, çizdiği yoldan giderek ödemeye çalışın. Hâlâ sarılı olduğu düşmanlık çalılığından kurtulmanın yolu, bu Halaskârın çizdiği yoldur. Bunu unutmayın.

19 Mayıs, işte bunun için Bayram’dır, Milli Bayram’dır. Milli bayramlar, milletler için, hele serazat demokratik ve şirazesi kopmuş milletler için birer mola, “kendine gelme molası”dır. Bu bayramlarda söylenen sözleri basmakalıp demeçler sananlar yanılır. Bu demeçlerden birini de pek muhterem Cumhurbaşkanımızın ağzından 19 Mayıs Gençlik Bayram münasebetiyle dinledik, kulağımıza küpe ettik. Atatürk’ün, memleketi emanet ettiği gençler arasında şeytana uyan, gaflete düşen ve türlü antidemokratik cereyanlara kapılanlar olduğunu öğrendik. Maalesef, küçük de olsa, bu sivilcenin bir gerçek olduğunu, Ankara ve İstanbul’daki 19 Mayıs ençlik ve spor gösterilerinde bazı yerde ve merasimin adabına uymayan hadiselerin vukuu ile müşahede ettik. Bu bir acı gözlem, fakat acı bir gerçektir. Bize düşen, bu vatandaşlara milli bayramların birer kutsal milli vaha olduğunu, onların merasimi sırasında bu hisleri rencide edecek söz ve hareketlerin milli edep ve erkâna uymazlığını hatırlatmak düşer. Bunu yapmayınız. Size yapmayı emredenler, teşvik edenler de vardır. Ama unutmayın ki, milli duyguları rencide edecek şeylerle, bu merasimin hürmetini ihlal etmek, bunu yapanlar için hiçbir cezai akıbet getirmese bile, milletin teessürünü mucip olur. Bu da, olumsuz bir neticedir ki, kimseye faydası olmaz.

*

Bayramlar, dini ve milli hislerimizin tam ve kâmil insanlara yakışır şekilde maddi ve manevi huzur ve ümit günleridir. Bugünlerde vicdanlar rahat, kalpler sevgi, zihinler iyi niyetli emellerle dolu olmalıdır. Bu güzel atmosferi bozmak mümkündür. Ama bu bayram günlerinin yanında saygınlığa hürmet ediniz. Kimseden çekinmezseniz, kendi Türklüğünüzün vakarından ve:

“Ne mutlu Türküm diyene!” sözünü söyleyen Atatürk’ün bu iftihar vesilesi olan Türklüğünüzden çekinin.

Ve hangi siyasi kanaate sahip olursanız olunuz, iyi yürekli ve milli şuura sahip Türkler olmakta devam ediniz. Şahsiyetiniz, maddi ve manevi varlığınız bu şarta bağlıdır.

Ne mutlu Türküm diyene!