Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

Nereden nereye..

Nereden nereye..

Nereden nereye..

Efendim, ben bundan on gün evvel Ankara’ya gitmiştim, oraya gidecek sporcuların başında.. Haydarpaşa’dan bizi yedide hareket eden bir trene bindirdiler..

Bu trenin ismi Muhtelit trendir. Aman bu ismi iyice hatırınızda tutun! Ve size muhtelit trende seyahat teklif ederlerse, uzak uzak kaçın.

Haydarpaşa’da kalabalıkça bir kafilenin yerleşmesi için lazım gelen tedbirleri aldıktan sonra lafa daldık. Hararetli mevzular ve gençlik iddiaları, zamanın geçişini pek belli etmiyordu. Lakırdı etmekten yorulup gözümüzü açtığımız zaman kendimizi sadece Pendik’te bulduk..

Trende, hele böyle muhtelit trende insan ne kadar çabuk kirleniyor. Politika hayatından daha çabuk.. Onun için insan nasıl politikacılığa girerken kirlenmeyi göze alırsa, trene binerken de öyle olmalıdır..

Bu kirli kaygusuzlukla alûde olarak giderken yegâne vakit geçirme vasıtası çene oynatmaktır. İnsan yer. Ne yer?.. Ne bulursa. Sandviç, çikolata, bisküvi, yemiş, leblebi.

Ve bu yemek faslı kapandıktan sonra gözler ufalmaya, boyunlar bükülmeye, dizler kıvrılmaya başlar.. Herkes dayanacak bir yer arar – tıpkı politika hayatında olduğu gibi – ve sarsıla sarsıla olduğu yere yerleşmeye çalışır. Politikada olduğu gibi…

Trende henüz bir yer bulamamış ayakta kalmış olanlar kompartımanın koridorundan, cesur nazarlarla size bakar ve aranızda bir yer arar.. Onun orada duruşu bile sizi rahatsız eder. Tıpkı politikada olduğu gibi . Çünkü trende hele kalabalık trende, her ayakta kalmış, her oturmuşa düşmandır. Birine göz dikmiştir. Tıpkı politikada olduğu gibi…

Yerinizi bir ahbabın muhafazası altına bırakmadan kalkarsanız başkası gelir oturur ve onu oradan kaldırmak, artık bir hak işinden ziyade, bir kuvvet işi olur. Tıpkı politikada olduğu gibi. Vaktiyle Sultan Aziz’in Enderun ağalarından Tıflı Hasan Efendi isminde birisi varmış. Zaman zaman Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası elinden gittikçe:

— ‘Kalkın ey ehli vatan’ şarkısı çıktı. Ayağa kalktık. Yerlerimizi başkası kaptı. Dermiş. Babam merhumdan dinlediğim ve pek sevdiğim bu fıkra daima hatırımdadır. Trende de bir kere daha bunu hatırladım..

Kalemde, camide, tiyatroda ve mektepte uyuyanlar olduğu gibi trende de uyuyanlar vardır. Herkes trende uyumak ister.  Lâkin o bir hünerdir. Çanta konan ağ raflara uzanıp yatan bir kaç kişi gördüm. Trende uyku alâmetleri, evvelen kravatın çözülmesi, sonra kunduraların çıkarılmasıdır. Ben bundan beş altı sene evvel bir Lehistan seyahati yapmıştım. Zamanımız dar, gezeceğimiz yer çoktu. Onun için gündüz şehirleri geziyor, gece de trende seyahat ediyorduk. Trenlerde yataklı vagon yoktu. Şöyle ayakkaplarımızı çıkarıp uzanmak istedik. Kondüktör geldi. Kunduraların çıkarılması yasak olduğunu söyledi. Bu yasağın o zaman sebebini anlamamıştım. Lâkin şimdi anladım. Yedi sekiz kişinin sıkıştığı iki metre mikâbı hacmindeki bir yerde hele soğuk havalarda pencere kapalı iken ayakkapların çıkarılması bir nevi hususî boğucu gaz tesiri yapmaktadır. Bilmem Lehistan demiryolları idaresinin bu kararını bizimkiler nasıl bulurlar.

Uyku, yavaş yavaş insanı sarmağa başlayınca baş ve ayak kendine birer yer arar ve sabaha yakın sekiz kişilik bir kompartımanda ayakla baş bir seviyededir. Ve çok defa ayak daha yukarı çıkar…

Bu seferki seyahatimde ehemmiyetli bir etüt yaptım. İşitirdim ki, garp (batı) memleketlerinde mücrimlere (suçlulara) cürümlerini (suçlarını) itiraf ettirmek için uykusuz bırakırlarmış. Dünyada insanın asabını yok eden ve bütün mukavemetini kırıp onu ıslak cigara kâğıdı haline getiren uykusuzluk hakikaten belâ bir şey!

İnatçı ve ketum (ağzı sıkı) maznunları (zanlıları) bu trenlerle iki gece seyahat ettirsinler, alimallah bülbül olur. Milliyet 04.11.1933