Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

Olimpiyat’lara dair (Milliyet Magazin)

Olimpiyat’lara dair (Milliyet Magazin)

Milliyet Magazin

Yayın Tarihi: 18.07.1976

Sayfa: 14

Geçmiş Zaman Olur ki..

Olimpiyat’lara dair

Kim derdi ki Üsküdar’ın İhsaniye mahallesinden Süleyman Şevki beyin oğlu Mahmut Ziya beyle, Binbaşı Rıza efendinin kızı Naciye hanımın ilk çocuğu Burhanettin adındaki mozalak ve silik çocuk modern Olimpiyat Oyunları denilen ve büyük bir beşerî komiteye intisab iddia eden dev sportif hareketlere, ömrünün aşağı yukarı 65-70 senesini vermiş, veregelmiş olsun.

Evet. 1918’de kurulmuş olan sonradan Cumhuriyet devrinde 1923’de tazelenen Olimpiyat Komitesi’ne girdim. Hâlâ içindeyim. 1924’de iştirak ettiğimiz ilk Olimpiyatlardır ki sekizincisi idi ve Paris’te yapılmıştır. Birinci kafile başkanı ve bütün kafilenin başkan yardımcısı olarak hazır bulundum.

Zekiler, Alâattinler, Bekirler, İsmetler, Nihatlar, Aliler, Caferler, Bedriler… Hamitler, atlet Ömer Besimler, güreşçi Seyfiler, Fuatlar, Tayyarlar, bisikletçi Cavitler, gülleci Cemaller ve büyük idaresi rahmetli Ali Sami Yen… Bu işin ön safında ilk dövüşenler ve Türk bayrağını Olimpiyatlara götürenler oldu. Altın madalya kazanamadılarsa da, adlarımızı tarihlere geçirdiler.

*

Bu modern oyunların 21’ncisi Kanada’nın Montreal şehrinde geçtiğimiz günlerde başlandı ve 1 Ağustos’a kadar sürecek.

Ben kafile idaresinde vazifeli olarak üç Olimpiyat’a katıldım. Paris’te (1924) birinci Kafile Başkanı, Amsterdam (1928) Kafile Başkanı, 1948 Komite Genel Sekreteri idim. Kafilenin idaresine fiilen katıldım. 1936 Berlin Olimpiyatları’na gazeteci olarak katıldım. Spor işlerini üstüne almak gafletine kaptırılmış olan Halk Partisi, beni (ben Halk Partili idim) teşkilâttan atmıştı. Ben paramla Berlin’e gittim. En çok köy düğününe benzeyen kafile, bu kafile oldu. Gerçi güreşte iki madalya (bir altın, bir bronz) aldık ama 50 sporcuya 28 idareci gitmiştir. Kafile Başkanı merhum Orgeneral Ali Hikmet Paşa idi. Olimpiyatlara iştirak etmiş etmemiş bütün Federasyon Reisleri kafileye katıldılar. Daha parlağı bütün Olimpiyatlarda daima ana spor olan atletizme iştirak ettiğimiz halde “Berlin” Olimpiyatları’na hiç atlet göndermedik, sâdece Federasyon reisimiz kafileye katıldı idi.

Berlin’den sonra harb geldi çattı. 1940 Helsinki ve 1944 Tokyo Olimpiyatları yapılamadı. Sâdece numara aldılar. Olimpiyat oyunlarının bu sene Kanada’da yapılanın numarası 21’dir. Ama dediğim gibi 21 Olimpiyat yapılmış değildir. Baştan başlamakta fayda var:

1- 1886’da Atina’da meşhur tarihî “Averof” stadında. Bu stadı Yunan zenginlerinden Averof restore etmiştir. Som mermerden tribünleri 70 bin kişi alır. Türk atletleri Balkan Oyunları münasebetiyle bu statda çok yarışmışlardır.

Maalesef stadın tarihî kıymeti bir yana, şartlar bakımından nizama uygun değildir. Onun için şimdi beynelmilel müsabakalara kapanmıştır.

2- Dört senede bir olması tarihî bir ananedir. Paris’teki beynelmilel sergi münasebetiyle 1900 senesinde Paris’te yapılmıştır.

3- 1904 Londra’da ki 1948’de de yine Londra’da yapılmıştır.Bizim Ruhi Sarıalp, üç adımda Olimpiyat üçüncüsü olmuştur ve bronz madalya almıştır. Bu bence Olimpiyatlarda kazandığımız en büyük başarıdır.

4- 1908’de Amerika’nın Saint Louis şehrinde yapılmıştır.

5- Olimpiyatlar 1912 İsveç’in Stockholm şehrinde yapılmış ve sportif bilhassa atletizm bakımından dünyada bir dönüm noktası olmuştur. Birçok atletik performanslar burada çok büyük gelişme göstermiştir. İskandinavyalılar bu Olimpiyatlarda parlamışlardır.

6- 1916’da Berlin’de yapılacaktı. Ama Birinci Cihan Harbi (1914-1918) (Dünya Savaşı) münasebetiyle yapılamadı. 6’ncı Olimpiyatlar sadece numara aldılar.

7- Olimpiyatlar 1920’de Belçika’nın Anvers şehrinde yapıldı.

8- Olimpiyatlar 1924’de Paris’te yapıldı ve Türkiye ilk olarak bu oyunlara katıldı.

9- 1928 Olimpiyatları Hollanda’nın Amsterdam şehrinde yapıldı. Buraya da katıldık.

10- 1932’de Amerika’nın Los Angeles şehrinde tertip edildi. Türkiye oraya katılmadı. Belki katılabilirdik ama o tarihlerde hükûmet sporla hiç meşgul değildi ve İdman Cemiyetleri İttifakı’nın bu müsabakalara katılmak için lüzumlu parası da yoktu. Basın da bugünkü kadar sporla alakalı olmadığı gibi memleketteki spor potansiyeli de herhangi bir baskı yapacak hacimde değildi.

11- Oyunlar 1936’da Berlin’de oldu. Biz oraya katıldık ve ilk madalyaları orada aldık…

12- Oyunlar 1940’da Helsinki’de olacaktı. Finlandiya o tarihte Rusya ile harp halinde idi. Oyunları tertip edemedi Onun için 12’nci oyunların yalnız numarası vardır ve yapılmamıştır.

13- Oyunlar 1944’de Tokyo’da yapılacaktı. O da İkinci Cihan Harbi (Dünya Savaşı) münasebetiyle yapılamadı. Sâdece numara aldı.

14- Oyunlar 1948’de Londra’da yapıldı. Bu, Londra’da aynı stadyumda yapılan ikinci olimpiyatlardır. Böyle iki defa Olimpiyat yapmış üç memleket daha vardır. Fakat aynı şehirde ve aynı statda yalnız Londra’nın Wembley stadında 1904 ve 1948 oyunları yapılmıştır.

Almanya’da 11’nci oyunlar Berlin’de, 20’nci Olimpiyatlar ise 1972’de Münih’te yapılmıştır.

Mükerrer oyun tertip etmiş memleketlerden biri de Birleşik Amerika Devletleridir. Orada Dördüncü Olimpiyatlar 1908’de Saint Louis şehrinde 10’uncu Olimpiyatlar da 1932’de Los Angeles’te yapılmıştır.

Çifte Olimpiyat yapan bir memleket de Fransa’dır. 1900’da Paris’te 2’inci ve 1924’de yine Paris’te 8’inci Olimpiyatları tertip etmişlerdir.

15- Oyunlar 1952’de Finlandiya’nın Helsinki şehrinde yapılmıştır. Finlandiya gibi küçük bir memleketin tertip ettiği bu muazzam oyunların organizasyonunda muvaffak olması dünyanın takdirini kazanmıştır. Şimdiye kadar hele son ölçülerde modern oyunlar tertibini ancak büyük ülkeler göze alırken Finlandiya’nın buna muvaffak olması bu milletin sportif ve organizatörlük kabiliyetini göstermiştir.

Ben bu oyunlara kafile başkanı ve genel sekreter olarak gidecekken bazı güreşçilerin amatörlüklerini ihlâl etmeleri yüzünden Federasyonlarınca ve Beden Terbiyesince bu oyunlara gönderilmemiş olmaları, zamanın iktidarı Demokrat Parti tarafından bir Halk Partili oluşumdan da istifade edilerek siyasî bir kampanya konusu olmuş ve benim teşkilâttan alınmama kadar gidildiği için bu oyunlara katılamamışımdır.

16- Oyunlar 1956’da Melburn’da yapılmıştır. Bu oyunlara Türkiye’nin katılabilmesi sporu devletin idare etmesi ve Beden Terbiyesi Genel Müdürü’nün re’sen Olimpiyat Komitesi Başkanı olması yüzünden şüpheye düşmüşken durumun düzeltilip beynelmilel nizamlara göre müstakil bit Milli Komite kurulacağı hakkında verilen söz üzerine Avustralya’nın bu uzak şehrinde yapılmış olan 16’ncı oyunlara da ufak bir kafile ile iştirak edilmiştir.

17- Oyunlar 1960’da Roma’da yapılmıştır. Bu oyunların icra tarihi Türkiye’nin Millî Birlik Hükûmeti devrine rastlar. Kafile ve Komite Birliği ki Beden Terbiyesi Umum Müdürü idi. Bu zât jimnastik hocası dostumuz Hüsamettin Paşa idi. Ben kafilede değildim. Sâdece ikinci Reis olarak Roma’da bulundum.

18- Oyunlar 1964’de Tokyo’da yapıldı. Muazzam bir şey oldu. Asya bütün tümüyle, Amerika bütün haşmetiyle iştirak etti. Japonlar en parlak oyunların birini yaptılar. Biz de gene küçük bir kafile ile ve o zamanın Spor Bakanı gazeteci Malik (Yolaç) beyin nezaretinde bu oyunlara katılmıştık. Burada hemen işaret edelim ki Olimpiyatlar âleminde Nazırlar ve Devlet Adamlarının yeri misafir locasıdır. Bu büyük gösterinin programında yalnız Devlet Başkanı’nın iki kelimelik bir sözü vardır. O da mesela:

Yirminci Olimpiyat oyunlarını açtım”dan ibarettir. Ne fazla, ne eksik. Ve şeref tribününde oturmak.

Onun için komitemizin idarecileri, bu müsabakalara katılmak ve hazır bulunmak isteyen bakanların bâzılariyle çok zorluklara hatta ihtilâfe düşmüşlerdir.

Bâzı bakanlar, bu oyunlarda Kafile Reisi veya Olimpiyat Komitesi Başkan ve Umumî Kâtibin (Genel Sekreter) gördüğü alakayı göremediği için bu zâtları ve kafile idarecilerini hırpalarlar. Halbuki kimsenin başka türlü hareket etmeye salahiyeti yoktur, bunu bir çok yabancı bakanlar, siyasiler hatta devlet başkanları bildiklerinden pek mecbur olmadan bu oyunların açılışında önde bulunmazlar. Sonradan seyirci gibi misafirler ve şeref tribününde otururlar.

19- Oyunlar 1968’de Meksika’nın Mexico City merkezinde yapıldı. Bu maal’esef hatalı bir şeydi. Fakat Meksika’nın Beynelmilel Komite Delegesi, müteveffa General Clark, gene müteveffa Beynelmilel Komite eski Başkanı dostumuz Brundage’in şahsî dostu idi. Memlekette siyasî mevkiini takviye için bu oyunları Amerikalı reisin gayretiyle Mexico City’ye aldı. Burası deniz seviyesinden 2 bin 400 metre yukarıda bir yerde. Herkes kolay kolay alışamadı. Birçok atletde deveran bozuklukları oldu. Hatta idarecilerden kalp sektesi geçirenler bile bulundu.

Oyunlar çok zengin tertip edilmiştir. Şimdi Kanada’da olduğu gibi Mexico’da da bu oyunları bilhassa solcu talebeler sabote etmek istediler. Oyunlardan evvel bazı eylemlerde bulundular. Hükûmet ihtar etti. Fevkalâde hal ilân etti. Bir daha hareket olursa şiddetle bastıracağını söyledi. Dinlemediler. Gene harekete geçtiler. Askerî kıtalar makineli tüfekle nümayişçileri taradı. 50’den fazla ölü ve pek çok yaralı vardı.

Ondan sonra bir daha çıt çıkmadı ve oyunlar yapıldı. Sportif bakımdan alınan neticeler seviye irtifaı sebebiyle enteresan olamadı. Biz buraya bir küçük kafile ile katıldık.

20- Oyunlar 1972’de Münih’te yapıldı. Organizasyonda teknik vasıtalar, ikamet iaşe ve kabul bakımından bu işin en parlağını Almanlar yapmışlardır. Ama maalesef bilindiği gibi Filistin gerillalarının İsrail kampını basıp bir çok sporcuyu öldürmeleri ve kendilerini yakalamaya gelen polislerle çatışarak oyunları kana bulamaları dünya efkârında büyük tepki yarattı.

Oyunların yarı yerde kalması mümkündü. Fakat müteveffa Reis Avery Brundage’nin statda ölenlerin anılmaları merasiminde söylediği bir nutukla oyunlar kurtarıldı ve mükemmel şekilde devam ederek bitirildi. Ben bu oyunlarda Olimpiyat Komitesi Başkanı olarak hazır bulundum.

21- Olimpiyat Oyunları da bu sene Kanada’nın Montreal şehrinde yapılıyor. Otuz kadar sporcu ile iştirak eden Türkiye’nin kafile kompozisyonu madalya almaktan ziyade bazı modern spor dallarında mevcudiyetimizi göstermek amacı güdüyor. Başarılar temenni etmemek mümkün mü!