Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

Şair Bâkıy

Şair Bâkıy

Cumhuriyet

Yayın Tarihi: 07.11.1968

Sayfa: 3

Hadiseler Arasında FELEK  

Şair Bâkıy

            Yazımın başlığını teşkil eden «isim» bildiğiniz gibi meşhur bir Osmanlı Divan şairinin adıdır. Görüyorsunuz ki imlâsı imlâ kılavuzuna ve alışılmış imlâya uymuyor. Bunu bile bile böyle yazdım. Çünkü biz kendi alfabemizin ve imlâmızın yetersizliği yüzünden dildeki kelimeleri yanlış okunacak şekilde yazabiliriz. Devrim manasına gelen inkılâb kelimesini köpekleşme mânasına gelen ınkilâb haline getirebiliriz ama elâlemin adını bu yüzden yanlış okutup yanlış belletemeyiz; çünkü Bâkıy Efendi en büyük Türk şairlerindendir. Adını değiştirmeye hakkımız yoktur. Eğer normal imlâ ile yazarsak bu zatın adı Bâkî oluyor. Bu da Bâ – kî okunur. Son hece kitap’ın birinci hecesi gibi okunuyor. Halbuki adamın adı kıymet kelimesindeki birinci hece gibi bitiyor.

            Bakınız alfabeye Osmanlıca alfabesindeki kef dediğimiz Fransızca q = kü harfini almamak bir çok kelimeleri yazamamamıza nasıl sebep oluyor. Bu güçlükler ve dilimize ister istemez giren bir sürü isim ve sözleri yazabilmek imlâmıza -diğer Lâtin esaslı alfabelerde olduğu gibi- sesli sessiz çift harflerin girmesi muhakkaktır.

            Bâkıy Efendinin asıl adı Mahmut Abdülbâkıy’dır. 16ıncı asrın Türk şiir âleminin en meşhuru ve büyük simasıdır. O devirde yaşamış olan Fuzûli’yi dahi geçtiği iddia edilir. Zamanında kendisine Sultân-üş Şuarâ yani ‘Şairlerin Sultanı’ adı verilmiştir.

            Bâkıy Efendi, Fatih camii müezzinlerinden Mehmet isminde fakir bir adamın oğludur. Çocukluğunda bir müddet saraç çıraklığı da yapmıştır. Fakat okumaya istidatı (yeteneği) onu medreseye sevketmiş, zamanının en meşhur hocalarından medrese tahsili görmüştür.

            Larousse’un yazdığı gibi nasıl Kanuni devri Osmanlı İmparatorluğu’nun zirvesini teşkil etmişse, aynı devirde yaşamış olan Bâkıy de Divan şiirinin bâlâsına çıkmıştır. Divanından başka bir çok eserleri vardır. Padişahlarla seferlere iştirak etmiştir. 1527 de İstanbul’da doğmuş, 1600 de ölmüştür.

            Biz ne şairiz, ne edebiyatçı. Sadece âhenkli ve san’atlı olan Divan şiirini severiz. Bu arada Bâkıy’nin meşhur bir kaç nazmını da bizim kuşağın her ferdi gibi biliriz. Böyle olunca durup dururken Bâkıy hakkında bir yazı yazmanın mânası ne?.. Şu:

            Fransa Cumhurbaşkanı General De Gaulle, Galatasaray lisesini ziyareti sırasında verdiği nutukta Türklerin zengin bir tarihleri, eserleri, âlimleri, Bâkıy gibi büyük şairleri olduğunu, Türk tarih hazinesinin zenginliğini anlatmak için zikretti. Ben Bâkıy’nin adını General De Gaulle’ün ağzından işitince şaşırdım. Fransa Cumhurbaşkanı tarihe, tarihi ve milli mefahire (övünceler), milletlerin yetiştirdiği büyük adamlara meraklı ve meclûb (tutkun) bir zattır. Memleketiyle tarihi mefahirlerimiz (övünç kaynaklarımız) ve milli vasıflarımızda az çok bir benzerlik olan Türkiye gençliğine hitap ederken, mazide yatan bu maddi, mânevi hazineleri zikretmeden geçememiştir ve bu arada Bâkıy’i de anmıştır. Neden Bâkıy’i anmıştır da başka şairlerden bahsetmemiştir. Burasını pek iyi tetkik edemedim. Yalnız sonradan öğrendim ki Fransızlar Bâkıy ve Yunus Emre ile çok ilgileniyorlarmış.

            Şimdi burada De Gaulle’ü bırakıyor ve Bâkıy Efendinin:

            «Fermânı aşka cân iledir ınkıyâdımız»

            matla’lı meşhur gazelinin son beytini hatırladım. Büyük şair bu beytinde der ki:

            «Minnet Hudâya devleti dünyâ fena bulur»

            «Bâkıy kalır sahife-i âlemde âdımız»

            Bâkıy Efendi bu beytiyle keramet göstermiştir. Kendi milletinin genç kuşağı Bâkıy’i okuyamadığı, anlayamadığı hatta adını bilmediği bir zamanda Fransa Cumhurbaşkanı onu gelip kendilerine hatırlattı.

            Hak rahmet eyleye.

            Bu münasebetle bu gazeli «taştîr» eden yani her beytinin iki mısraı arasında üçer mısra ilâve ederek genişleten Yahya Kemal’i de yâdetmemek elden gelmedi. Yahya Kemal bu taştîrinde Bâkıy kadar muvaffak olmuştur.

B. FELEK