Sitede yer alan tüm yazı, belge ve fotoğraflar “FBBM” Felek Belge Birikim Merkezi’nden alınmıştır. İzinsiz kopyalanması, çoğaltılması ve kullanılması yasaktır. Arşive yazı, fotoğraf ve belge girişleri devam etmektedir.

Türk sinemasının en eski kameramanlarındandı Burhan Felek ve sinema

Türk sinemasının en eski kameramanlarındandı Burhan Felek ve sinema

Milliyet

Yayın Tarihi: 12.11.1982

Sayfa: 12

TÜRK SİNEMASININ EN ESKİ KAMERAMANLARINDANDI

BURHAN FELEK VE SİNEMA

BURÇAK EVREN

GEÇEN hafta yitirdiğimiz Türk basının en değerli simalarından biri olan Burhan Felek, basın çevresinde olduğu kadar, kültür ve spor yaşamımızda da kıymetli bir yere sahipti, ölümü nedeniyle bu alanlarda yaptığı sayısız hizmetlerden ve çalışmalarından söz edildi. Ama sadece, bugün bile birçok kimse tarafından bilinmeyen sinemacılık yönünden hiç söz edilmedi. Oysa, Burhan Felek, aynı zamanda ilk sinema operatörlerimizden (kameramanlarımızdan) biriydi. Burhan Felek’in bu yönünü, Türk sineması üzerine inceleme-araştırma yapacaklara bir katkısı olur düşüncesiyle, yıllarca önce yazdığı bir yazıdan alıntılar yaparak aktarıyoruz…

“… Biz sinemayı Mahmut Baler biraderimizin bizim sokağa açılan ahırını, Ekrem adında bir mühendisin sinema salonu yapması üzerine seyretmeye başlamıştık. Hatta ben bu teşebbüse yardımcı olmak için, o zaman sessiz olan filmlerin altındaki tafsilât yazılarını projeksiyon esnasında Türkçeye çevirerek yüksek sesle seyircilere anlatırdım…”

“… Günün birinde Sedat Simavi merhum bana haber gönderdi. Senaryosunu kendisinin yazdığı meşhur aktör Burhaneddin Tepsi Bey’in rejisörlüğünü ve başrolünü yapacağı Alemdar Mustafa Paşa filminin sahnelerini çevirmemi istedi. Bu filmi, benim Çanakkale’de tanıdığım fotoğrafçı arkadaşım Foto Kenan çevirirken, bozuşmuşlar. Sedat Bey merhum da herkese eyvallah demezdi. Bırakınca işi bana yaptırmak istedi. O devirde Lütfü Simavi Bey, Sultan Reşat’ın sanırım başkâtibi idi. Onun kuvvetiyle bütün mehter takımı ve Topkapı Sarayı, filmin çevrilmesine tahsis edildi. Aktör Burhaneddin Tepsi Bey, şöhreti kadar kuvvetli artist olmadığından başka, hiç film çevirmediğinden, akla gelmedik falsolar yapıyordu. Birgün, Alemdar Mustafa Paşa’nın “Rusçuk Yaranına” İstanbul’a gidip padişahı zorbaların elinden kurtaralım diye nutuk çekerken, elinde kılıcı havaya saldırıp duruyor, fakat ağzı kapalı oynuyordu. Kendisine:

— Burhaneddin Bey, ağzınız kapalı nutuk irad ediyorsunuz, deyince bana,

— Film sesli mi? diye sordu.

Ben de:

— Sesli değil ama, ağzınızın kapalı olduğu görülüyor, kapalı ağızla nutuk çekilir mi? demiştim.”

“1917 yılı içinde, yani harbin bitmesine bir yıl kala İstanbul’da Beylerbeyi Sarayı’nda göz hapsinde bulunan Sultan II. Abdülhamit vefat etmişti. Bilmiyorum hangi resmî makam, bana bu tahttan indirilmiş padişahın cenaze alayının filmini çekmemi emretmişti. O devirde otomatik makineler yoktu. Alıcı makine 16 devir yapılacak şekilde elle çevrilirdi. Benim elimde sanırım Müdafaa-i Milliye Cemiyetinin malı olan zamanın en mükemmel alıcı makinesi Derby marka bir makine vardı. Biz açık bir kamyonun içine makinemizi yerleştirmiştik. Ben cenaze namazının kılındığı Ayasofya Camii önünden itibaren alayın filmini çekmeye başladım.”